| film yöneticisi yazarı arar. Kız arkadaşı sinemaya gittiğini söyler. | Open Subtitles | مدير سينمائي يتصل بكاتب، فتخبره الصديقة أنه قصد دور العرض |
| Sana uyuşturucu satıcısı demiyorum, ama sen bir film yapımcısısın. | Open Subtitles | أنا لا أقول أنك تاجر مخدرات و لكنك منتج سينمائي |
| Esasen, film yapımının yaratıcı boyutuna dahil sıradan işleri yapan yardımcı film yapımcısısın. | TED | جوهريًا، أنت مساعد منتج سينمائي الذي يعمل العمل غير البشع الذي يدخل في الجانب الإبداعي لإنتاج فيلم |
| Ve belki de Boston'da yaşamakta olan bir İtalyan film yapımcısının bu hikaye ile neden, nasıl bu kadar ilgilendiğini düşünmektesiniz. | TED | و الآن ربما تتسائلون. لماذا, كيف, سينمائي ايطالي يقيم في بوسطن يهتم كثيرا بهذه القصة؟ |
| Ama eskiden ya TV aktörü olurdun ya da sinema aktörü. | Open Subtitles | ولكن بالعودة سابقاً كان هناك اما ممثل سينمائي او ممثل تلفزيوني |
| Yani, bu aktörlerle, yapımcılarla beraber birkaç hafta geçirdim, baş etmek zorunda kaldıkları sorunlar hayal bile edilemez, işte, Amerika veya Avrupa'da çalışan bir Batılı film yapımcısı için. | TED | قضيت , كما تعلمون, أسابيع عديدة مع هولاء الممثلين, المنتجين, و لا يمكن تخيل المصاعب التي عليهم مواجهتها لغربي , لمخرج سينمائي يعيش في أمريكا أو أوروبا كما تعلمون. |
| Eğer bir film senaryosu gibi göründüğünü düşünüyorsanız aynı fikirdeyim. | TED | أوافقكم الرأي لو كنتم تعتقدون أن الأمر يبدو كنصٍ مكتوب لفيلم سينمائي. |
| Hem bu arada, yeni bir konuğun var. Hollywood'dan bir film yıldızı. | Open Subtitles | وإضافة إلى ذلك، أصبح لديكي ضيف جديد نجم سينمائي من هوليوود. |
| Bunun için endişelenmene hiç gerek yok. Sen her zaman büyük bir film yıldızı olacaksın. | Open Subtitles | ليس من الضروري أن تكون قلقاً بشأن هذا ستكون دائماً نجم سينمائي عظيم |
| - Evet? Eee... Ben genç bir film yapımcısıyım ve büyük bir hayranınızım. | Open Subtitles | حسناً، أنا منتج سينمائي شاب ومن أشد معجبيك |
| Bence bir film festivali düzenlemeli ve ödül vermeliyiz. | Open Subtitles | أؤيد أن يقام مهرجان سينمائي ويكون هناك جوائز |
| Aynı şey bir film yıldızının başına gelseydi, buna sadece taşımak derlerdi. | Open Subtitles | وإذا حدث نفس الشيء مع نجم سينمائي يسمى حيازة |
| 3 Boyutlu film Festivaline gittim. Ama üçüncü boyutu göremedim. | Open Subtitles | والداي أخذاني إلى مهرجان سينمائي ثلاثي الأبعاد |
| 56 yaşında bağırsak sendromu olan bir film yapımcısı. | Open Subtitles | منتج سينمائي في الـ 65 من العمر يعاني اضطراباً في الإمعاء. |
| Almanlar, 1932'de bu maceralı yolculuk hakkında film yaptılar. | Open Subtitles | أنتج الألمان فيلم سينمائي عام 1932 عن رحلته الأسطورية |
| Bir Hollywood film yıldızıyla çok kötü bir ilişki yaşamış. | Open Subtitles | لقد كانت على علاقة حارة بنجم سينمائي من هوليوود |
| O sürtük senin hakkında yazdığında kendini film yıldızı gibi hissedeceksin. | Open Subtitles | عندما تخاطب تلك العاهرة وتكتب عنك تشعر بأنك نجم سينمائي. |
| - film işini düşünüyorum. - Burada gelişimizin bir nedeni var. | Open Subtitles | افكر بعمل سينمائي . أنا أعرف أننا أتينا لسبب ما |
| ...duvarda bir film takvimi asılı duruyordu ve üstünde el yazısı bir not vardı. | Open Subtitles | كان هناك جدول سينمائي مثبت عليه مذكرة بخط اليد |
| Çok güzel, sinema perdesine benziyor. | Open Subtitles | جميل جداً ، المنظر من عندك يبدو كمشهد سينمائي |
| Bu sefer gerçek bir filme sahip olacaklar. | Open Subtitles | سيحصلون علي فيلم سينمائي حقيقي هذا الوقت |