| Ama burası bir lise. Hiç bir şey gerçek değil. | Open Subtitles | ،إننا فى مرحلة الثانوية العامة لا يوجد شيء حقيقي هنا |
| Sanki bunların hiçbiri olmamış, sanki hiçbir şey gerçek değilmiş gibi. | Open Subtitles | كما لو ان شيئا من هذا لم يحدث فعلا كما لو انه لم يعد هناك شيء حقيقي |
| Tanrı denen varlık hakkında çok gerçek bir şey var. | Open Subtitles | يوجد شيء حقيقي فعلاً عن ذلك الوجود المسمّى الإله |
| "Her sahte eserde daima saklı bir hakikat vardır" demişsin. | Open Subtitles | قول: " هناك دائماً شيء حقيقي مخبأ في كل عمل مزور" |
| Şunu söyleyeyim insanlar isterse bir şeyin gerçek olduğuna kendini inandırabilir. | Open Subtitles | أنافقطأقول.. يمكن للناس إقناعَ أنفسهم بأن أي شيء حقيقي إن أرادّوا هذا. |
| Bu yüzden de gerçek bir şeyler yapmamayı tercih ediyorsun ki umuda tutunabilesin. | Open Subtitles | لذا ستتخلى عن فرصة الحصول على شيء حقيقي كي تتمكن من التمسّك بالأمل |
| Ellerimde senin popon için gerçek birşey var. | Open Subtitles | حصلت على شيء حقيقي ل مؤخرتك في هذه الأيدي. |
| Kendine hikâyeler anlatarak gerçek şeyler elde etmeye çalışmak tuzaktır. | Open Subtitles | محاولة الحصول على شيء حقيقي عن طريق إخبار قصصك للآخرين هو فخ |
| Ama seninle hiçbir şey gizlemek için bir sebep yok. Her şey gerçek. | Open Subtitles | لكن معك, لا يوجد أي سبب لإخفاء أي شيء حقيقي |
| Başından beri buradaydık. - Hasiktir. O zaman her şey gerçek. | Open Subtitles | اللعنة، إذن كل شيء حقيقي كنا جميعًا هنا من البداية، |
| Diğer insanların gerçeği körü körüne aradığı yerde unutma ki hiçbir şey gerçek değildir. | Open Subtitles | عندما يتبع الرجال الآخرون الحقيقة بدون تفكير تذكر لا شيء حقيقي |
| - Artık hiçbir şey gerçek değildi. | Open Subtitles | لم يكن شيء حقيقي بالمفهوم التقليدي |
| Bugün olanlardan sonra, hiçbir şey gerçek değilmiş gibi geliyor. | Open Subtitles | فبعدما حصل اليوم، أشعر أن لا شيء حقيقي. |
| Sana söyleyecek gerçek bir şey bulana kadar bana güvenmeni istiyorum. | Open Subtitles | أنا بحاجة لكم لعلى ثقة لي حتى ديك شيء حقيقي ان اقول لكم. |
| Yine de o tapınakta gerçek bir şey olabilir. | Open Subtitles | نعم، لكن من الممكن أن يكون هنالك شيء حقيقي في ذلك المعبد |
| Geçen sene yarım yamalak başladım, ama şimdi elimde gerçek bir şey var insanların bana teşekkür edeceği bir şey. | Open Subtitles | السنة الماضية، كنت أؤمن بالكاد لكن الآن شيء حقيقي بين يديّ شيء سيبعث البهجة في الناس |
| "Her sahte eserde daima saklı bir hakikat vardır" | Open Subtitles | "هناك دائماً شيء حقيقي مخبأ في كل عمل مزور" |
| "Her sahte eserde daima saklı bir hakikat vardır" | Open Subtitles | "هناك دائماً شيء حقيقي مخبأ في كل عمل مزور" |
| Aslında hiçbir şeyin gerçek olmadığını,... ..ve her şeyin sadece bir köpeğin hayalinde var olduğunu düşünür. | Open Subtitles | يعتقد أنه لا يوجد شيء حقيقي على الإطلاق... وأن كل ما يحدث عبارة عن حلم كلب. |
| Senin hiçbir şeyin gerçek değil. | Open Subtitles | لا شيء حقيقي عنكِ |
| Ama onca yalanın altında bile gerçek bir şeyler vardı. | Open Subtitles | لكن تحت كل تلك الأكاذيب لقد كان هناك دائما شيء حقيقي |
| Elinde gerçek birşey var zannettim. | Open Subtitles | إعتقدتُ بأنّك كَانَ عِنْدَكَ شيء حقيقي. ما؟ |
| Güzel, eğer bir şeyler yapmak istersen... demek istediğim... gerçek şeyler... yardımını kullanabiliriz. | Open Subtitles | حسنا، إن أردت عمل شيء... أعني... عمل شيء حقيقي... |
| Her şey doğru. | Open Subtitles | كل شيء حقيقي |
| Ama şu durumda ve gerçek olmayan bir şeyi gerçek haline getirme konusunda düşünürsek, iğneyi orada bırakacağım ve sahneden ineceğim. | TED | ولكني أعتقد أنه في هذا السياق ومع فكرة أخذ شيء زائف وتحويله الى شيء حقيقي, سأقوم بترك الإبره هنا, والخروج من خشبة المسرح. |