| Kaçmayı başardım ama koşarken Çığlıklarını duyuyordum. | Open Subtitles | أستطعتُ الهروب لكنني كنت أستطيع سماع صراخه بينما كنتُ أركض |
| Hiçbir zaman Çığlıklarını kafamdan atabileceğimi sanmıyorum. | Open Subtitles | لا أعتقد أني بوسعي حجب صراخه عن الدويّ في رأسي |
| Arka odada Çığlıklarını duyabiliyordum. | Open Subtitles | كان بإمكاني سماع صراخه في الغرفة الخلفية. |
| Ama eğer bunları takarsam bana bağırdığını duymam. | Open Subtitles | أنه يكره الموسيقي خاصتي ، و لكن إذا وضعتُ تلك ، لكن أكون قادراً علي سماع صراخه عليّ |
| Onun şöyle bağırdığını güçbela duyuyordum: | Open Subtitles | وكنت بالكاد أسمع صراخه |
| Her kahrolası gün o çığlık atarken ofis kapısının arkasına saklandım ve ağladım. | TED | كل يومٍ، اختبأ خلف باب المكتب وانفجر بالبكاء أثناء صراخه. |
| Kurutma makinesini aç da kimse Çığlıklarını duymasın. | Open Subtitles | ،شغّل المجففّة كي لايسمع أحدهم صراخه |
| Çığlıklarını duyduğumu hatırlıyorum, ve uyandığımda onun yüzü kesikti. | Open Subtitles | أتذكر سماع صراخه و الدماء ووجهمصاب.. |
| Yost, Japon askerleri Çığlıklarını duymasın diye, ona vurmak zorunda kaldı. | Open Subtitles | يوست) أفقده الوعي ليخفي صراخه) من إنذار اليابانيين المارين |
| Çığlıklarını koridorun sonundan duydum. | Open Subtitles | سمعت صراخه من آخر الممر |
| Böylece o Çığlıklarını duyunca... | Open Subtitles | وعندما تسمع صراخه |
| Hala Çığlıklarını duyabiliyorum. | Open Subtitles | مازلت أستطيع سماع صراخه |
| Çığlıklarını duyacaktın. | Open Subtitles | ليتك سمعت صراخه |
| Çığlıklarını duyduk ama cesedini asla bulamadık. | Open Subtitles | سمعنا صراخه ولكن لم نجد أثره. |
| Alex çalışma odasına girdi ve bağırdığını duyabiliyordum. | Open Subtitles | لقد دخل (أليكس) إلى مكتبه و كان بوسعي سماع صراخه لقد كان غاضباً للغاية |
| Ne, uzaktan gelen çığlık seslerini mi dinliyorsun? | Open Subtitles | كيف؟ أتستمع لصوت صراخه البعيد؟ |
| Peki, şu an çığlık attığını duyuyor musun? | Open Subtitles | هل تسمع صراخه الآن؟ |
| Ak kuyruklu geyik avlıyordum ve bir çığlık duydum. | Open Subtitles | كنت ألاحق أيلا، وسمعت صراخه. |