| - Önce üstesinden gelirim sandım ama bu konuyu düşündükçe, canımı daha da sıkıyor. | Open Subtitles | -في الأول ظننت الأمر لايهمني لكن كلما فكرت بالأمر كلما ضايقني هذا بشدة |
| Bu arada, bu akşam seni bir başkasıyla görmek canımı sıktı. | Open Subtitles | ....... و علي فكرة أعتقد أنه ضايقني لرؤيتك مع شخص أخر الليله |
| Bak, hikâyelerin anlamsız olduğunun farkındayım zırhı takım elbise giyen orman perisi olmadığımın da farkındayım ama bu beni rahatsız etti çünkü bazen bir saftirikten daha fazlası olabiliyorum. | Open Subtitles | انظر, اعرف بأن القصص خرافيه و أنا لست حورية الغابه التي ترتدي بدله درعيه و لكن اظن الأمر ضايقني لأنه احياناً |
| Seninle Leo'nun birlikte olmanız neden beni bu kadar rahatsız etti bilmiyorum. | Open Subtitles | لا أفهمُ لماذا وجودكِ أنتِ و (ليو) معَ بعض ضايقني كثيراً |
| Orda insanlar bana yabancı diyorlardı bu da beni rahatsız ettiğinden, buraya göç ettim. | Open Subtitles | و الناس دعوني اجنبي و هو ضايقني حتى اني لجأت الى هنا |
| Bu beni daha da deli etti. | Open Subtitles | لأن ذلك ضايقني أكثر |
| Ama bir şey beni rahatsız ediyor. | Open Subtitles | فقط شيء واحد ضايقني |
| Bu, canımı sıktı. Benim küçüklüğüm yok muydu? | Open Subtitles | .. ضايقني ذلك ألم أكن صغيراً مطلقاً؟ |
| Sanırım canımı en çok yakanı, Goril Parmaklı Fowler olmuştu. | Open Subtitles | أظن أن أكثر لقبٍ ضايقني كان " فاولر ذات أصابع الغوريلا " |
| Çok canımı sıkıyor. | Open Subtitles | وذلك ضايقني أكثر مما كنت أود |
| Bir adam yemekte beni rahatsız etti. | Open Subtitles | رجلك ، لقد ضايقني على الغذاء |
| Her zaman beni rahatsız etmiştir bu. | Open Subtitles | لطالما ضايقني هذا. |
| Bu beni daha da deli etti. | Open Subtitles | لأن ذلك ضايقني أكثر |
| Birşey beni rahatsız ediyor. | Open Subtitles | - هناك شيء ما ضايقني |
| Ama beni rahatsız ediyor. Hey! Hey! | Open Subtitles | بالتأكيد ضايقني ! |