Profesör bize şiddetin çok doğal bir şey olduğunu kanıtladı. | Open Subtitles | هو أكثر مِنْ ذلك. الأستاذ أثبتَ إلينا ذلك العنفِ طبيعيُ. |
Arada bir "Ah şu alt orta sınıf Barone'lar!" diye düşünmen doğal. | Open Subtitles | وهو طبيعيُ لَك نادراً جداً لإعتِقاد، "أوه، أولئك الأوطأِ الطبقة المتوسطة Barones." |
Böyle bir travma geçiren biri için bunları yaşaman gayet doğal. | Open Subtitles | هو طبيعيُ لشخص ما الذي عَانى من نوعِ صدمةِ أنت كُنْتَ خلال. |
Tüm olanlar kafasını karıştırmış olmalı. Bu oldukça doğal. | Open Subtitles | من المحتمل جداً مشوّشة بكُلّ شيءِ انه طبيعيُ |
- Senin saçın da çok doğal görünüyor. | Open Subtitles | نفسه بشَعرِكَ. هو طبيعيُ جداً. |
Senin yaşındaki genç bir adam için oldukça doğal bir tecrübe. | Open Subtitles | هو طبيعيُ جداً ل شابّ عُمركَ للتَجْريب. |
Bu doğal. Bu benim kendi rengim. | Open Subtitles | هذا طبيعيُ هذا لونُي الطبيعيُ. |
İkimizde Musevi'yiz. doğal olan bu. | Open Subtitles | نحن زوجين يهود جميلي المظهر هذا طبيعيُ. |
Yaşadığın şeye nazaran bu çok doğal bir şey. | Open Subtitles | هو مُعطى طبيعيُ جداً الذي واجهتَ |
Bende olan hiçbir şey doğal olamaz Elijah. | Open Subtitles | لا شيء حول بإنَني صباحاً، أليجه، طبيعيُ |
Bu çok doğal. | Open Subtitles | نعم، لاتقلق، هو طبيعيُ. |
doğal bir olay Twitchy. | Open Subtitles | حَسناً، مضطرب، ذلك طبيعيُ. |
Bu doğal seleksiyon! | Open Subtitles | هذا إختيارُ طبيعيُ. |
Olan şey, doğal. | Open Subtitles | طبيعيُ |
Bu çok doğal. | Open Subtitles | هذا طبيعيُ. |