Ve etrafına kulak asmazsan uzun süre CEO olarak kalmayacaksın. | Open Subtitles | وهذا إذا تَبقيه فوق، أنت لَنْ تَكُونَ مدير تنفيذي طَوِيِلاً. |
- Ama uzun süre dayanmaz. - Buradan birlikte çıkmaya ne dersin? | Open Subtitles | لَكنَّها لَنْ تتحْملَ طَوِيِلاً ماذا تَقُولُ عن كلنا نخرج من هنا ؟ |
Paul Bu şekilde ortadan kaybolacak biri değildir. Bu kadar uzun süreliğine değil. | Open Subtitles | هو لا يَبْدو لِكي يَكُونَ إختفِ طَوِيِلاً. |
Güzel bir Armani gömlekle çok uzun süre yalnız kalamazsın. | Open Subtitles | مع قميص أرماني لطيف أنت لَنْ تَكُونَ وحيدَ طَوِيِلاً. |
Komisere bunu halledeceğimi söyledim ama uzun süre oyalayamam. | Open Subtitles | أخبرتُ القائدَ الذي أنا أُعالجُ هذا، لَكنِّي لا أَستطيعُ تَفاديه مِنْ طَوِيِلاً. |
"uzun süre önce atı bir araç olarak kullandılar, | Open Subtitles | "طَوِيِلاً قَبْلَ إستعمال الخيولَ لأجل العمل |
Eminim uzun süre yalnız kalmayacak kadar güzel olduğunun farkındadır. | Open Subtitles | - حَسناً، أَنا متأكّدُ تُدركُ، الجميل بينما هي، بأنّها لَنْ لوحدها طَوِيِلاً. |
uzun sürmez, Söz veriyorum. | Open Subtitles | هو لَنْ طَوِيِلاً. |
uzun süre yalnız kalmayacağım. | Open Subtitles | حَسناً , l— أنا لَنْ لوحده طَوِيِلاً. |