| - Evet ama itiraf olmadan dava tamamen ikinci dereceden delillere dayalı olur. | Open Subtitles | أجل، ولكن من دون إعتراف، قضيّتنا مُجرّد أدلة ظرفيّة. |
| İkinci dereceden bir şey. Zayıf bir gerekçe aslında. | Open Subtitles | ثمّة أدلّة ظرفيّة ليستمتينة،ولكن... |
| Evet ama Castle elimizde sadece ikinci dereceden kanıt ve zayıf gerekçeler var. | Open Subtitles | أجل، لكن (كاسل)، جلّ ما لدينا هُو أدلّة ظرفيّة وأعذار غيابٍ واهية. |
| Buraya eski işvereni tarafından yerleştirildiğine dair dikkate değer dolaylı kanıtlar var. Henüz kesin kanıt yok. | Open Subtitles | حسناً، هناك أدلة ظرفيّة كثيرة أنّه قد زُرع هنا بواسطة شركته السابقة. |
| Evet, fakat dolaylı kanıt onu içeri atmak için yeterli değil. | Open Subtitles | نعم ولكن لا تزال كلّها أدلّة ظرفيّة غير كافية لاعتقاله |
| İkinci derece kanıt olarak da, Logan'ı cinayeti çözmeye çalıştığı için öldürdün. | Open Subtitles | ولديّ أدلّة ظرفيّة أيضاً أنّك قتلت (لوغان) لتغطية الأمر. |
| Hepsi ikinci derece. | Open Subtitles | -كلّها أدلّة ظرفيّة |
| Liam'a olan dava da çok fazla ikinci derece kanıt var. | Open Subtitles | هذه القضيّة ضدّ (ليام) ظرفيّة للغاية. |