| Üzerinde bu Yansıtıcı aygıtın bulunduğu nesneleri boşlukta tespit etmek için kullanılır. | TED | يتم استخدامه لتحديد موقع أجسام في الفضاء تتوفر على علامات عاكسة عليها. |
| Emniyet araçları da alıyorlar: Yansıtıcı bantlar, kornalar ve aynalar. | TED | أيضا فقد استلم جامعي النفايات عناصر للسلامة كأشرطة عاكسة للضوء وأبواق ومرايا. |
| Size söylediğim gibi, Cerrado'daki tapirler için yolda ölümler büyük sorun, bu sebeple biz de tapirlere yerleştirdiğimiz GPS tasmaları üzerine Yansıtıcı etiketler koyma fikrini bulduk. | TED | قلت لكم أن قتل حيوانات التابير على الطرقات في سيرادوا أمر خطير، لذا خطرت لنا فكرة وضع لصاقات عاكسة على طوق التتبع الموضوع حول رقبة التابير |
| Ve bütün muhafızlarda aynalı kalkanlar olacak benim zaferimi uzaklara kadar yansıtacaklar. | Open Subtitles | وأريد كلّ الحرّاس بدروع عاكسة لعكس مجد قيادتي بعيدا وأوسع |
| Derilerinin istedikleri gibi kullanabildikleri inanılmaz bir yansıtma özelliği var. | Open Subtitles | بشرتهم لديها صفات عاكسة والتي أمكنتهم من التلاعب بويل |
| Normalde, pazu çalışmamı yaparken ekmek kızartma makinesini ayna olarak kullanırım. | Open Subtitles | عادةً، استخدم المحمصة كمرأة عاكسة عندما ارفع الأثقال بعلبة الشوربة. |
| Fosforlu bantları olması iyi. | Open Subtitles | من الجيد أن يكون لديك معطف بأحزمة عاكسة - أحزمة مضيئة لتفادي حوادث السيارات - |
| Giysisindeki geri yansıtmalı malzeme, bütün parıltıyı kamera sistemine geri yolluyor. | Open Subtitles | المواد عاكسة التبادل على هذه السترة هي مرايا التنوير القديمة |
| Efendim, ışın bir çeşit Yansıtıcı cihaza vuruyor. | Open Subtitles | حضرة القائد, الشعاع موصول بأداة عاكسة ما |
| Devriye ceketlerine Yansıtıcı bantlar yapıştırıldı. | Open Subtitles | لصقات عاكسة على السترات الخاصة بالدوريات |
| Klasik olarak gece avcıları olan kediler Yansıtıcı bir tabakayla evrimleştiler. Bu tabaka, gözün algılayabileceği ışık miktarını maksimuma ulaştırır ve mükemmel gece görüşünü sağlamakla birlikte kedilere özgü göz parıltısını verir. | TED | القطط، صيادة ليلية كلاسيكية تطورت أعينها مع طبقة عاكسة تضخم كمية الضوء، لتتمكن العين من الكشف منحها ذلك رؤية ليلية ممتازة، بنفس القدر الذي يتميز به وهج عيونها |
| İnsanımızın bu savunmasız hayvanlara yanlış davranışlarına ayna tutabilmek için Yansıtıcı bir materyal kullandım. | Open Subtitles | ،عملتُ في سبيكة عاكسة ...ممسكة بمرآة على البشرية وإنه لسوء معاملة تجاه هؤلاء الحيوانات العزل. |
| Bir ana kart, anten, Yansıtıcı paneller... | Open Subtitles | لدينا لوحة ام، هوائي لوحات عاكسة |
| Başka Yansıtıcı yüzeyin var mı? | Open Subtitles | هل لديك أي سطوحٍ عاكسة أخرى؟ |
| Yansıtıcı yüzey yok. | Open Subtitles | لا نريد أي سطوحٍ عاكسة. |
| Yansıtıcı. | Open Subtitles | إنّها عاكسة |
| Sarhoşlar kafalarını kaldırdıklarında tek gördükleri güzel bir aynalı tavan olur. | Open Subtitles | عندما ينظر اللاعبين الى الاعلى من الاسفل كل ما يرونه هو مرآة عاكسة جميلة |
| Ama değerli gerdanlıklar ya da camları aynalı bir Ferrari bile yok. | Open Subtitles | و إلى الآن لا توجد قلادة واحدة مرصعة بالجواهر أو سيارة فيراري عاكسة |
| O zaman oradaki bir yansıtma havuzunun dibinde çok özel bir tılsımın olduğunu da bilirsin. | Open Subtitles | إذا ستعلم بأنه هناك بركة عاكسة مع تميمه خاصة جداً في قعرها |
| Şey, bu bölmede herhangi bir ayna yok. | Open Subtitles | لا توجد مرآة عاكسة من هذا الكشك |
| Fosforlu bantı olan ceket giymek akıllıca. | Open Subtitles | من الذكاء أن تشتري معطفاً بأحزمة عاكسة |
| Gucci'de ise hırsız, dükkâna girdiği sırada giydiği giysileri bırakıp girmiş ama onlar yansıtmalı giysiler değilmiş. | Open Subtitles | وفي " غوتشي " اللص ترك خلفه الثياب التي كانت ترتديها عندما دخلت المتجر ولم تكن عاكسة للصورة |