| Bugün çok cazip bir teklif aldım. Ürün sözcülüğü yapacaksın. | Open Subtitles | حسنا,لقد حصلت على عرضٍ مغر للغاية هو بان تصبح المتحدث باسم منتج معين |
| Sayısız teklif aldı, hepsini de reddetti. | Open Subtitles | لقد قَدَمتُ لها الفُ عرضٍ وقامت برفضها جميعُها |
| Benden haber almadan önce evle ilgili ciddi bir teklif gelirse, haber verin. Temas hâlinde olacağım. | Open Subtitles | يبدو أنّكِ ستحصلين على عرضٍ جدّي قبل أن تسمعي منّي , سأكون على إتّصال |
| Genelde tek başına oturup, kitap okuyan oğlumuz bir tanecik arkadaşı ile bizim için bir gösteri hazırlamış. | Open Subtitles | مايك، ولدنا الذي عادتاً مايجلس لوحده و يقرأ يريد أن يقوم بـ عرضٍ لنا مع صديقة الوحيد |
| Yangın denizaslanının gösterisi sırasında çıktı. | Open Subtitles | ثم اندلع الحريق أثناء عرضٍ لأسود البحر حيوان شبيه بالفقمة * |
| "Işıkların Senfonisi"ni fark ettik dünyanın en büyük açık hava ışık ve müzik şovu. | Open Subtitles | وجدنا "معزوفة النور" أضخم عرضٍ موسيقيّ ضوئيّ في العالم |
| Bu gece ilk performansını sergileyecek. | Open Subtitles | والليلة سيكون أوَّل عرضٍ له. |
| Güzel teklif. Fakat karşında ben olacağım. | Open Subtitles | يا له من عرضٍ بديع، لكنّه ليس العرض الذي سأقدّمه لك. |
| Sana teklif sunuyorum. Daha iyi teklif alamazsın. | Open Subtitles | أنا أقدم لكَ عرضاً ولن تحصل على عرضٍ أفضل |
| Skadden'dan sağlam bir teklif aldığını duydum. | Open Subtitles | سمعت بأنّك قد حصلت على عرضٍ طيّب في سكادن |
| Sana bir teklif sunmak istiyoruz. | Open Subtitles | و نحن لدينا السلاح لفعلها إنني أستدعيك لتقديم عرضٍ ما |
| Ama nihayetinde bölgemdeki bütün orta seviyeli satıcıları bir araya topladım ve onlara reddedemeyecekleri bir teklif yaptım. | Open Subtitles | ...لكن في النهاية بالتوجه إلى كل التجار من المستوى ... المتوسّط في دائرتي ...وتقديم عرضٍ لا يُمكنهم رفضه |
| Sorun "Sana bir teklif bulabilir miyim?" değil... "Ne kadar iyi bir teklif bulabilirim?" | Open Subtitles | السؤال ليس "هل بإمكاني الحصول على عرضٍ من أجلك؟" بل " ما مدى جودة العرض الذي سأحصل لك عليه؟" |
| Daha iyi bir teklif alacağımızı nereden çıkarttın? | Open Subtitles | أينَ تظنّ أننّا سنحصل على عرضٍ أفضل؟ |
| Yani sizce bunun bizim için en iyi teklif olduğunu mu söylüyorsunuz? | Open Subtitles | إذًا، تقولُ بأن هذا أفضل عرضٍ لديك؟ |
| O zaman özet geçeyim. Bir teklif yapmak için geldim. | Open Subtitles | إذًا سأوجز قولي، جئت لتقديم عرضٍ. |
| Paravan olsun diye bir yemek partisi düzenlerim, sonrasında da Yuko bana bir gösteri düzenler. | Open Subtitles | سوف أقيم حفل عشاء كغطاء، ثم بعد ذلك يمكنكِ أن تقومي بـ عرضٍ صغير من أجلي |
| Yabancı misafirlerimize ve turistlere güzel bir gösteri sunmayı planlıyoruz. | Open Subtitles | إننا نرمي لتقديم عرضٍ بديع لضيوفنا وسيّاحنا اﻷجانب. |
| Baldrick, bizim planımız gösteri için yeni bir başrol oyuncusu bulmak. | Open Subtitles | بولدريك, خطتنا لإيجاد نجمة عرضٍ جديدة. |
| Yangın denizaslanının gösterisi sırasında Su Parkı'nda çıktı yani. | Open Subtitles | كان السبب اندلاع الحريق؟ أثناء عرضٍ لأسود البحر في الحديقة المائية! |
| Bu gece iyi bir gövde gösterisi yapabildiğimi pek sanmıyorum. | Open Subtitles | أظنّ هذه الليلة لم تكن أفضلَ عرضٍ لي. |
| Tae Yi Ryeong'un metrodaki sürpriz şovu. | Open Subtitles | "تاي يي ريونغ مفاجأةُ عرضٍ في القطار" |
| Bu gece ilk performansını sergileyecek. | Open Subtitles | والليلة سيكون أوَّل عرضٍ له. |