| Ve o Benjamin Guggenheim ve metresi Madam Aubert. | Open Subtitles | وذلك بنجامين جوجينهيم والسّيدة أوبيرت عشيقته |
| Kocam ve metresi. Beraber kaçmayı planlıyorlardı. | Open Subtitles | زوجى و عشيقته لقد كانوا يخططون للهروب معا |
| Sandık katili lakabı takılmıştır, çünkü kocası ve metresinin parçaları sandığının içinde bulunmuştu. | Open Subtitles | لأنهم عثروا على زوجها و و عشيقته مقطعين الى قطع صغيرة داخل شنطتها |
| Çalışmak yerine metresiyle olduğunu düşünsene. | Open Subtitles | ,لنفترض أنه لا يعمل لنفترض انه عند عشيقته حسناً, لا أستطيع أن احترم هذا |
| kız arkadaşı da sütten çıkmış ak kaşık değil! | Open Subtitles | ثقوا بي, لا توجد جائزة علي عشيقته الجديدة |
| Metresini görmeye gitti ve ona kendisini kesin olarak terk ettiğini söyledi. | Open Subtitles | ذهب لرؤية عشيقته و أعلن ببلادة أنه سيتخلى عنها. |
| İnan bana, kadın adamın metresiydi. Kalıbımı basarım. | Open Subtitles | صدقني، أراهن على أنها كانت عشيقته |
| Oh, ayrıldık, duygusal olarak. Fiziksel olarak ise burada yaşıyor çünkü metresi onunla ilgilenmeyi reddediyor. | Open Subtitles | نحن كذلك عاطفياً إنه يعيش هنا فقط لأن عشيقته رفضت الاعتناء به |
| metresi için bıraktığı emaneti bulduk. | Open Subtitles | لكننا اكتشفنا في النهاية أنه ترك هذه الأرض لزوجته و أبنائه . . و عشيقته |
| Nihayetinde, rötarlı saldırı emrini verir ve Alplerdeki metresi Eva Braun'un yanına gidip inzivaya çekilir. | Open Subtitles | فى نهاية المطاف، لقد أرجأ أمر الهجوم وعاد الى كوخه فى جبال الألب للانضمام إلى عشيقته إيفا براون |
| caldwell metresi icin pahali süsler satin almayi seviyor. | Open Subtitles | كالدويل يحب بأن يشتري الحلي الثمينة من اجل عشيقته |
| Ama eve geldiğinde, beni metresi yapacak. | Open Subtitles | لكن عندما يعود إلى البيت , هو سيجعلني عشيقته |
| İki hafta önce metresinin yanından dönerken yolda geçirdiği trafik kazasında öldü. | Open Subtitles | مات في حادث سيارة قبل أسبوعين في طريق عودته من عند عشيقته. |
| Hatta metresinin kaldığı pansiyonu bile. | Open Subtitles | ويجب عليه أيضًا أن يعرف النُـزل التي تمكث فيه عشيقته |
| Çünkü cenaze töreninin ertesi günü metresiyle birlikteydi. | Open Subtitles | لأنه فى اليوم التالى للجنازه كان مع عشيقته |
| Söylentiye göre onu metresiyle daha çok beraber olabilmek için öldürmüş. | Open Subtitles | التقول الإشاعة التي قتلها لقضاء وقت أكثر مع عشيقته. |
| Evet, ama kız arkadaşı FBI'yla konuşuyordu. Onu Dubaku'yu yakalamak için kullanıyorlardı. | Open Subtitles | إنه كذلك، لكن عشيقته تحدثت للمباحث الفيدرالية، واستخدموها لتعقبه |
| İkinci Charles misal saray ressamı, adamın Metresini, çıplak göğüsleriyle ölümsüzleştirmiş. | Open Subtitles | جعل رسّامه المفضل في البلاط يخلّد عشيقته برسمها عارية النهدين |
| Onun metresiydi diyelim. Sevgilisiydi. | Open Subtitles | كانت السيدة التى تقف بجانبه عشيقته |
| O iğrenç karanlığın sevgilisi olasın diye mi sakladı seni bu karanlığa? | Open Subtitles | و ان هذا الوحش المقيت يبقيك هنا فى الظلام لتكونى عشيقته |
| Onu unut artık dostum. Muhtemelen sevgilisiyle birliktedir. | Open Subtitles | بإمكانك أن تنسى أمره يا صاح من الأرجح أنه منشغل مع عشيقته |
| Daha sonra aşık gelir, İç çekerek sevgilisinin kaşlarına yazılmış acıklı bir şarkıyla. | TED | ومن ثم العشيق، يتنهد مثل الفرن, مع أُغنية حزينة مصنوعة لحاجب عشيقته. |
| Babam hazır olduğunda kendi sevgilisini kendi seçer. | Open Subtitles | عندما يكون والدي جاهزا سيختار عشيقته بنفسه |
| Eski kız arkadaşını becermek değil. | Open Subtitles | صديقكِ ينام مع عشيقته السابقه مراراً وتكراراً ليس خطأ |
| Sevgilime doğru, bu hayranlık benim işim. | Open Subtitles | "أن على هذا العاشق فرض تجاه عشيقته" |
| Eski kız arkadaşının hatırasını doldurmak zorundaydım. | Open Subtitles | بدلاً من هذا، كان علي التنافس مع ذكرى عشيقته السابقه |
| Gününü mahvetmek istemem, ama benim kitabımda senin gibilere "metres" denir. | Open Subtitles | لا أريد أن أفسد يومك ولكن من وجهة نظري, أنتِ عشيقته |
| - Leibowitz alışveriş merkezlerinin sahibi mi? - Yeni metresiyim. | Open Subtitles | صاحب مركز تسوق ليبويز ستريب أنا عشيقته الجديدة |