| Dış politika önseziler ve belirsiz risklere dayanarak idare edilemez. | Open Subtitles | إن السياسة الخارجية لا يمكن إدارتها على أساس الحدس والتلميحات |
| O zaman balistik tecrübenize ve bu silahla yaptığınız deneylere dayanarak, Bay Johnson, bu merminin bu silahtan çıktığını söyler miydiniz? | Open Subtitles | اذن على أساس خبرتك في القذائف سيد جوهانسن واختبارك لهذا السلاح تريد ان تقول ان الرصاصة انطلقت من هذا السلاح |
| Aynı anda dosyalanan kayıt ve raporlara dayanarak iyi bir tahminde bulunabiliriz. | Open Subtitles | على أساس التسجيلات التي عبأت بنفس الوقت, يمكننا أن نحصل على تخمين جيد وجميل. |
| Buna göre şakalarımı genel olarak onları güldürecek biçimde düzenler ve değiştiririm. | TED | حينها أقيّم وأعدّل نكتي على أساس ما أعتقد أنه سيكون مضحكا أكثر. |
| Ve belki 2000 veya 3000 kişi bu ilan yüzünden batıya gidiyor. | Open Subtitles | وربما يتجه ألفان أو ثلاثة آلاف منهم للغرب على أساس هذا المنشور |
| (Uğultu) Şimdi size elektrikli arabalar için ses genetiklerine dayalı potansiyel bir sesin nasıl olduğunu göstermek isterim. | TED | والآن أود أن أريكم كيف سيبدو الصوت المحتمل على أساس الجينات الصوتية للسيارات الكهربائية |
| Nedeni yaş ayrımcılığı, yani yaşa bağlı ayrımcılık ve klişeleştirmeler. | TED | السبب هو التفرقة العمرية. التمييز والتنميط على أساس السن. |
| Elbisesinden dolayı biz ona 'Gelin' diyoruz. | Open Subtitles | لقد عرفنا أنها العروسة على أساس زيها فقط |
| Gelmeseler bile, onların nasıl olduğu tecrübesine dayanan bir plan yapabiliyor olmamız gerekiyor. | TED | وحتى إن لم تأت، يجب أن نكون قادرين على التخطيط إن جاءت على أساس تجربتنا لما كانت عليه. |
| Hatta bir tedavi bile formüle edebiliriz bir şirket faaliyetleri evreninden seçilmiş başkalarına verilen zararlarla ilgili tipik örnek vakalara dayanarak. | Open Subtitles | مثل طبيب نفسي يتعامل مع المريض. وحتى نتمكن من صياغة التشخيص على أساس ليماثل تاريخ حالة الضرر |
| ABD'nin yanlış bilgiye dayanarak askeri harekat başlatmasından önemli ne var? | Open Subtitles | أمور أهم من أن الولايات المتحدة ستشن حرباً على أساس معلومات مزيفة |
| Tekrarlayan yüksek rüya aktivitesi semptomları migren ağrıları, kulak çınlaması ve psikolojik test sonuçlarınıza dayanarak değerlendirilip seçildiniz. | Open Subtitles | أنـــت إخــتــرت وأنـــت تــقــيــم .. ؟ على أساس أعراض مستمرّة لنشاط حلم رفيع |
| Ben isimsiz bir ipucundan aldığımız bilgiye dayanarak yetki belgesi rica ettim. | Open Subtitles | طلبت التّصريح على أساس المعلومات الّتي تلقّيناها من نصيحة من مجهول |
| Arizona'da bir medyumun rüyalarına dayanarak araştırma yetkisi alamazmışsın. | Open Subtitles | حسنًا، يبدو أنّك لا يمكن أن تحصل على إذن تفتيش في أريزونا على أساس حلم وسيط |
| Don, bu yeni rapora dayanarak yaptığım hesaplamalar cismin, Los Angeles'ın merkezine doğru ilerlemekte olduğunu gösteriyor. | Open Subtitles | الدون , على أساس هذه الرؤية الجديدة , اقدر الكائن على مسار مباشر للوس انجليس في وسط المدينة. |
| Uyuşturucu suçlamasıyla ilgili çektiği ceza süresi Central Park koşucu davasındaki hükümden kaynaklanan eski bir mahkum olmasına göre belirlenmişti. | Open Subtitles | و لكن طول المدة التي يقضيها بسبب قضية مخدرات بنيت على أساس أنه مجرم سابق في قضية مهرولة المنتزه المركزي |
| Bu alandaki ilk suçuna göre altı yıl kadar önce pezevenkliğe başlamış. | Open Subtitles | بداء القوادة منذ حوالي ست سنوات، على أساس أول تهمة القوادة له. |
| Ve belki 2000 veya 3000 kişi bu ilan yüzünden batıya gidiyor. | Open Subtitles | وربما شاهده عشرون ألفاً من الناس وربما يتجه ألفان أو ثلاثة آلاف منهم للغرب على أساس هذا المنشور |
| Çılgınca ve ani bir istek yüzünden bir ev satın alamazsın. | Open Subtitles | لا يمكنك أن تشتري منزل على أساس حافز مجنون |
| Gürültü probleminin kulaklar aracılığıyla sağlanan dünyadaki bilgiye de dayalı olabileceğini söyleyebilirim. | TED | الآن يمكن أن أقول أن مشكلة التشويش يمكن أن تحدث أيضا على أساس المعلومات المقدمة في العالم ، من خلال الأذنين. |
| Dolayısıyla; üretmek için küresel ve birbirlerine bağlı ve bağımlı bir üretici ağına güveniyorlar. | TED | فهذا يُعني أنهم يعتمدون على أساس عالمي ومترابط؛ مترابط مع الشركات المصنعة لإنتاج هذه المنتجات. |
| Arthur, metresinin gizli ajan olduğundan dolayı adını açıklamayı reddetti. | Open Subtitles | رفض آرثر ان يكشف عن اسم عشيقته على أساس انها سرية |
| Bazılarını ebediyen yabancı olarak işaretleyen kan ve toprağın tehlikeli efsaneleri yerine sivil din herkese sadece katkının, katılımın, dahil olmanın evrensel öğretilerine dayanan bir aidiyet yolu sunuyor. | TED | فبدلًا من الخرافات الهدامة عن الدم والأرض التي تحدد البعض على أنهم غرباء إلى الأبد، يمنح الدين المدني الجميع طريقًا للانتماء فقط على أساس العقيدة العالمية للمساهمة والمشاركة، والتضمين. |