| Sence buraya geri gelmeyi kaldırabilir mi? | Open Subtitles | كارين فولي قالت انه كان يجبرها على المشي خارجا اتظنين انها قادرة على تحمل العودة الى هنا؟ |
| Böyle büyük bir sürprizi kaldırabilir mi bilmiyorum. | Open Subtitles | لستُ متأكدةً، من قدرتها على تحمل أيّة مفاجئات كبيرة |
| Siz erkeklerin midesi kan dökmeyi ve katliamı kaldırabilir ama... bu bambaşka bir mesele. | Open Subtitles | أنتم الرجال لديكم القدرة على تحمل سفك الدماء والمذابح لكن هذه مسألة مختلفة كلياً |
| Hanımefendiye fazla geldi. Vereceğin her şeyin üstesinden gelebilirim, sarı kafa. | Open Subtitles | كثير على تحمل فتاة يمكنني تحمل كل ما تقذفه أيها الأشقر |
| - üstesinden gelebilir miyim emin değilim. - Tabii ki de gelebilirsin. | Open Subtitles | لست متأكدة ما إذا كنت قادرة على تحمل الأمر أنا متأكد أنكِ قوية بما يكفي |
| Bu, hiçbir ebeveynin tahammül edemeyeceği kadar yıkıcı olurdu, bu sebeple maskelendi. | TED | وسيَكونُ هذا مدمرًا جدًا لدرجة أن لا أحد من الوالدين سيكون قادرًا على تحمل ذلك، لذا فهو تمويه. |
| İşte bu yüzden Taliban onun kampanyasına tahammül edemedi ve 9 Ekim 2012 tarihinde çok kısa bir mesafeden kafasından vuruldu | TED | وكان هذا هو السبب الذي جعل حركة طالبان غير قادرة على تحمل حملتها، في التاسع من أكتوبر عام 2012، أطللقت على رأسها النار من مسافة قريبة. |
| Siz erkeklerin midesi kan dökmeyi ve katliamı kaldırabilir ama... bu bambaşka bir mesele. | Open Subtitles | أنتم الرجال لديكم القدرة على تحمل سفك الدماء والمذابح لكن هذه مسألة مختلفة كلياً |
| Bu sevinci kaldırabilir misiniz? | Open Subtitles | هل انتما قادرا على تحمل الفرح؟ |
| Sadece grubun üstesinden gelebileceğini sanmıyorum. Şu anda tam kapsamlı bir insan avı. | Open Subtitles | إنّما لا أظنّ المجموعة قادرةً على تحمل مطاردة كبيرة الآن. |
| Umursamadığın bir kızı bile tava getiremiyorken sevdiğin, ilham perin olan bir kızı tava getirmenin üstesinden nasıl geleceksin? | Open Subtitles | حسناً, إذا لم تكن قادراً على تحمل التعرّض لفتاة لا تهتم لأمرها حتى فكيف تتوقّع أن تتحمّل كونك مرتاحاً حول فتاة تحبّها؟ الفتاة التي تعتبرها مُلهمتك؟ |
| Genç ve dul bir erkek kederiyle uğraşmaktadır işinin getirdiği stresin üstesinden gelemez ve kendisini uyuşturucuya verir. | Open Subtitles | ،أرملٌ شاب ...بالغ في حزنه ،غير قادر على تحمل ضغط عمله وضغط حياته فاتجه إلى المخدّرات |
| Bu işin üstesinden gelebileceğini mi düşünüyorsun? | Open Subtitles | أتعتقد أنك قادر على تحمل ذلك؟ |
| Hayal kırıklığına ve binlerce yıldır kızgın olan sözüm ona ebeveynlere tahammül edebilen bir uygulama sadece farkında olan ebeveynlere... | Open Subtitles | وأن يكون قادراً على تحمل إحباط وغضب أهل الطلاب المتحفزين لقبول أبنائهم الذين اكتشفوا للتو... |
| Birisinin onun eserini çalmasına tahammül edemeyecek. | Open Subtitles | على تحمل وجود شخص اخر يسرق الاضواء منه |
| En azından Bay Irani'ye artık tahammül etmeyeceğim. | Open Subtitles | على الأقل أنا لن يكون على تحمل هذا lrani بعد الآن. |
| Adorno şöyle demişti; " Muğlaklığa (belirsizliğe) tahammül edememek otoriter kişilik işaretidir ". | TED | اعتاد (أدورنو) أن يقول: "عدم القدرة على تحمل الاختلاف هو علامة على الشخصية الاستبدادية." |