| - Bunu Yapmalısın. - Hiçbir şey yapmak zorunda değilim! | Open Subtitles | يجب عليك ذلك ليس على ان افعل شيئا لا اريد فعله |
| -Bunu Yapmalısın. -Hiçbir şey yapmak zorunda değilim! | Open Subtitles | يجب عليك ذلك ليس على ان افعل شيئا لا اريد فعله |
| Eğer kesin olan şeyleri inkar etmekten kaçınabiliyorsan öyle Yapmalısın. | Open Subtitles | اذا استطعت تجنب معالجة اشياء بعينها ، يجب عليك ذلك |
| Bunu yaptıgına sevindim ama Mecbur degildin | Open Subtitles | حسناً, أنا سعيدة أنك عدت ولكن لم يجب عليك ذلك |
| Söylemen gerekeni Söylemelisin, çünkü buna Mecbursun. Yani herkes, anlıyor musunuz? | Open Subtitles | لأنه عليك ذلك كل واحد هل تفهمون ما أعني كل واحد |
| Bazen, yapamasan bile, Yapmak zorundasın. | Open Subtitles | احيانا حتى لو كنت لا تريد فان الواجب يملي عليك ذلك |
| Yanımda olmak istediğini biliyorum ama Buna gerek yok. | Open Subtitles | اعلم انك تريد ان تكون هنا لكن ليس عليك ذلك |
| Bence de çünkü görünen o ki korkunç bir iş çıkarıyorum. | Open Subtitles | ربما يجب عليك ذلك . لأنه يبدو اني اقوم بعمل فضيع |
| Söylemene gerek yok. | Open Subtitles | لن يكون عليك ذلك |
| İnsan kafayı yememek için kapılarını dış dünyaya kapatmak olan biteni kafaya fazla takmamak zorunda. | Open Subtitles | كى تحفظى نفسك بعيدا عن الجنون يجب ان تعزلى نفسك عن العالم ولا حتى تفكرى فيه , ينبغى عليك ذلك |
| Yemeyi bırakmak zorunda değilsin. Neden yemeyi bırakmak zorunda kalasın ki? | Open Subtitles | -ليس عليكِ التوقف عن تناول الطعام لمَ ينبغي عليك ذلك ؟ |
| - Her şeye evet demek zorunda değilim. - Evet, zorundasın. | Open Subtitles | ـ ليس عليّ أن اقل نعم لكل شئ ـ اممم، اعتقد بإنه عليك ذلك |
| Tamam, eğer daha fazla konuşmak istemiyorsan bunu yapmak zorunda değilsin. | Open Subtitles | حسنا , سأعود اذا كنت لا تريد الكلام قليلا , فليس عليك ذلك |
| Bunu yapmak zorunda değilsin. Biraz yardım alabiliriz. | Open Subtitles | لا يتوجب عليك ذلك سنحصل على بعض المساعدة |
| Beni affetmeni dilersem buna yapmaya Mecbur konusunda bir izlenime sahibim. | Open Subtitles | أنا أفترض , لو طلبت منك أن تسامحني أنت , نوعاً ما , يجب عليك ذلك |
| - Mecbur kalırsan hortumla bile dövebilirsin. | Open Subtitles | امي اضربيه بخرطوم مطاطي ان كان يتوجب عليك ذلك |
| Buna Mecbursun. Riyasız yaşamanın yolu yok. Var mı? | Open Subtitles | يجب عليك ذلك ، لا يمكن لأحد العيش بدون الكذب ، أليس كذلك ؟ |
| Buna Mecbursun. Riyasız yaşamanın yolu yok. Var mı? | Open Subtitles | يجب عليك ذلك ، لا يمكن لأحد العيش بدون الكذب ، أليس كذلك ؟ |
| Bu yüzden yarına bir test Yapmak zorundasın. | Open Subtitles | حتى انت كان يجب عليك ذلك لديك اختبار غداً |
| Buna gerek yok. Sana kanıtlayacağım. | Open Subtitles | ليس عليك ذلك سأبرهن لك ما أقوله |
| Bence de. | Open Subtitles | أعتقد أن عليك ذلك. |
| Sana Söylemelisin demiyorum, Fakat Pete ve Chloe gerçeği öğrendi, ve seni olduğun gibi kabul ettiler. | Open Subtitles | حسنا، لا أقول بأنه عليك ذلك لكن بيت إكتشف الحقيقة و كذلك كلوي، و هم تقبلوك كما أنت |
| Söylemene gerek yok. | Open Subtitles | لن يكون عليك ذلك |