Lütfen, lütfen! Bana Bunu yapmak zorunda değilsin! | Open Subtitles | من فضلك, من فضلك, لا يجب عليك عمل هذا فى |
Birkaç haftalığına Bunu yapmak... kötü bir fikir olmayabilir. | Open Subtitles | إذا يعني عمل هذا لمدة إسبوعين قد يعنى شئً سيئً |
Winter, senin günün birinde bu işi abartmandan çok korkuyorum. | Open Subtitles | وينتر، أخشى دائما أنك ستبالغ في عمل هذا يوما ما |
Öyle olsaydı sence anne diye bağırmadan Bunu yapabilir miydim? | Open Subtitles | إن كانت كذلك، أتظنّين بوسعي عمل هذا بدون الاستنجاد بأمّي؟ |
Her zaman Bunu yapmayı düşündüm ama cesaret edemedim. | Open Subtitles | لقد كنت دائماً أنوى عمل هذا, و لكنى لا لأريد ذلك بشدة الآن |
Hey, Bunu yapmak için bir sürü yetenekli insan, ne zamandır uğraşıyor! | Open Subtitles | لقد اخذ من الوقت الكثير من اجل عمل هذا الشيء |
Hey, Bunu yapmak için bir sürü yetenekli insan, ne zamandır uğraşıyor! | Open Subtitles | لقد اخذ من الوقت الكثير من اجل عمل هذا الشيء |
Birkaç haftalığına Bunu yapmak... kötü bir fikir olmayabilir. | Open Subtitles | إذا يعني عمل هذا لمدة إسبوعين قد يعنى شئً سيئً |
Ve bu yaptığın şeyi yapmak zorunda değilsin. Yabancılarla yaptığın şeyi. Sen iyi birisin ve Bunu yapmak zorunda değilsin. | Open Subtitles | و أنت لست مضطرة لفعل الأمور التي تفعلينها مع الأشخاص الغرباء أنت جيدة , ليس عليك عمل هذا |
Kardeşimi korumak zorundayım, artık Bunu yapmak istemiyorum. | Open Subtitles | اريد ان انقذ اختي لا اريد عمل هذا بعد الان |
"O kadar incindim ve ağladım ki, fakat içimde bir şey, onun sözlerine rağmen Bunu yapmak istiyordu. | TED | "انه مؤلم جدا و ذرفت بعض الدموع لكن شيء داخلي اراد عمل هذا بالرغم من كلماته |
bu işi kıvırabileceğini kanıtlayın, hazır olduğunuzu gösterin bana. | Open Subtitles | أظهر لى أنك تستطيع عمل هذا أظهر لى جاهزيتك |
bu işi yapabilmek için ölmeye hevesli olmak gerektiğinin hep farkında olmuşumdur. | Open Subtitles | فلطالما علمت أنه عليك أن تكون بأتمّ الاستعداد للموت فقط في سبيل عمل هذا العمل |
bu işi yapıyorsan ölmeye hazır olman gerektiğini bilirim. | Open Subtitles | فلطالما علمت أنه عليك أن تكون بأتمّ الاستعداد للموت فقط في سبيل عمل هذا العمل |
Böylelikle, bilim insanları çok heyecanlandılar, ve tek bir onkogen Bunu yapabilir, dediler. | TED | شعر العلماء بالإثارة وقالوا أن جين سرطاني واحد يستطيع عمل هذا. |
Tamam, maymun bile Bunu yapabilir - fakat paraya ihtiyacımız var, Ella. | Open Subtitles | حسنا, حتى القرود تستطيع عمل هذا - ولكننا نحتاج للنقود, يا "ايلا". |
Bunu yapabilir miyim bilemiyorum -- | Open Subtitles | بـإنهاء حـياة شـخص مـا لست متأكداً من إنه يمكنني عمل هذا |
Bunu yapmayı kabul edeceğini sanmıyorum. | Open Subtitles | أنا لست متأكدة حقا أنه سيوافق على عمل هذا |
böyle bir şeyi daha önce hiç denemedik, bu cihazın ne kadar yıkıcı olacağını bilmiyoruz. | Open Subtitles | نحن لم يسبق لنا عمل هذا و لست واثقة من مدى قدرته التدميرية |
Belki onun anlatacakları bana Bunu yapan kişiyi ortaya çıkarır. | Open Subtitles | الذي إذا الذي تخبرنا هل يمكن أن يعرّض من عمل هذا لي؟ |
- bunu yapmaya hazır hissetmiyorum. | Open Subtitles | أنا لا أعرف إن كنت أريد عمل هذا ماذا تفعلين ؟ |
Şayet Buna haddinden fazla verirsek, onların ekmeğini gasp etmiş oluruz. | Open Subtitles | وإذا أكرمنا بسخاء عمل هذا الشاب فإننا سنقتطع الخبز من أفواههم |
Lütfen, bunu yapmakta çok kabiliyetsiz olduğunu bence ikimiz de biliyoruz. | Open Subtitles | أرجوك، أعني، أظن كلانا يعلم أنك غير قادر على عمل هذا. |
Bu cihazın nasıl çalıştığını anlamak için, beyinlerimize bakmamız gerekecek. | TED | ولفهم كيفية عمل هذا الجهاز، علينا أن ننظر داخل أدمغتنا. |
Geriye çekilip 'Resim çizebiliriz, bazı grafikler yerleştirir, anladık, bunun nasıl işlediğini anlıyoruz' deme eğilimindeyizdir. | TED | فنحن نميل للقول .. انه يمكننا أن نرسم مخططاً.. ربما بعض الرسوم البيانية وسنستطيع أن نستوعب كيفة عمل هذا الأمر |