| Seni asla bulamayabiliriz ve artık aramayı bıraksak fena olmayacak. | Open Subtitles | لن نجدك أبداً و ربما يجب أن نتوقف عن البحث |
| Neden o adamı, bana aramayı bırak dedikten sonra kendisini öldürmeye zorladın? | Open Subtitles | لمَ أرغمتي ذلك الرّجل الذي قتل نفسه أمامي ليمنعنى عن البحث عنكِ؟ |
| Bir de bazıları vardır ki, mutluluğu aramayı bırakır. çünkü bir gün hep karşılarında duruyor olduğunu fark ederler. | Open Subtitles | ولكن يوجد أولئك الذين توقفوا .. عن البحث عن السعادة .. لأنهم اكتشفوا ذات يوم أن سعادتهم أمامهم .. |
| Bize vazgeçmemizi emrettiler. Havadan arama yapılacak. Böyle olur diye tahmin etmiştim. | Open Subtitles | لقد أمرونا بالتوقف عن البحث عن الطائرة |
| Sol, Pi'yi araştırmayı bıraktığında ölmüş sayılırdı. | Open Subtitles | سول مات بعض الشيء عندما توقف عن البحث على النسب الثابتة |
| Hayatta olduğu sürece asla senin peşini bırakmayacaktır. | Open Subtitles | طالما يكون على قيد الحياة فلن يتوقفوا عن البحث عنك |
| Tebrikler ama serbest bırakmayı umduğu asıl mahkûm bu olduğundan aramanın artık iptal edilebileceğini anlayabilirsiniz. | Open Subtitles | ولكن بما ان ذلك هو السجين الذي كانت تحاول تهريبه بأمكانكم المعرفه الان بأنه يجب أن تتوقفوا عن البحث |
| aramayı bırakmadığın için baban seninle ne kadar gurur duyardı, biliyorum. | Open Subtitles | أعلم كم سيكونُ فخوراً بكَ والدُكَ لأنّكَ لم تتوقف عن البحث |
| - Işığı aramayı bırak Dash, öyle bir şey yok. | Open Subtitles | توقف عن البحث عن البرق حيث لا يوجد ، داش |
| Onu aramayı bırak, ...ve abuk sabuk mesajlar atmayı da. | Open Subtitles | توقفي عن البحث عنه وتوقفي عن إرسال هذه الرسائل السخيفة |
| İnsanlara otoriteyi, inayeti ve ona itikati öğretiyor -- her zaman kanıt aramayı öğretmek varken. | TED | يعلم الاستسلام للسلطة والوحي والايمان.. ..كبديل عن البحث في البراهين والادلة. |
| Emin olabileceğimiz bir şey var ki, o da hiç bir zaman aramayı bırakmayacağımızdır. | TED | ما يمكننا أن نكون متأكدين إلى حد معقول منه هو أننا لن نتوقف أبدًا عن البحث. |
| Bildiğim kadarıyla evet. Ama onu aramayı kesmeniz lazım. | Open Subtitles | بقدر ما أعرف , نعم لكن يجب أن تتوقف عن البحث عنها. |
| - Russel Crowe 'u aramayı bu yüzden bırakmıştım. | Open Subtitles | التوقف عن النظر. لقد توقفوا عن البحث لراسل كرو. |
| Cesedini bir dondurucuya tıktılar ve insanlar aramayı bırakana kadar orada bıraktılar. | Open Subtitles | لقد خبأو الجثه في براد في مكان ما ثم رموها بعد سنوات عندما يتوقف الجميع عن البحث |
| "Çok aramayı da bırak. Aşk burnunun dibinde." | Open Subtitles | و توقفي عن البحث الحثيث الحب أمامك مباشرة |
| Hayır, arama. | Open Subtitles | لا, توقفى عن البحث |
| ..arama çalışmalarını askıya aldı. | Open Subtitles | صرحوا عن البحث عن ناجين |
| Willow, Xander, araştırmayı bırakabilirsiniz. | Open Subtitles | ويلو , زاندر , يمكنكم التوقف عن البحث الآن |
| Adamlarımın araştırmayı kestiğini sanma ve bir bağlantı bulacaklarına inanıyorlar. | Open Subtitles | لا تعتقد أن فريقي توقّف عن البحث. نعتقد أنّنا سنجد دّليلاً ما. |
| Çalıntı silahların peşini bırakmalısın. | Open Subtitles | يمكنك التوقف عن البحث عن الأسلحة المسروقة |
| CTU'da var ve aramanın başındaki adam bana rapor gönderiyor. | Open Subtitles | -وحدة مكافحة الإرهاب" تمتلك ذلك" والرجل المسؤول عن البحث تحت إمرتي |
| Holly'i ormanda bırakıp kaçan ve senin gibi adamların peşinden koşmasını sonlandıran sensen eğer... | Open Subtitles | إذا كان ترك هولي في الغابات جعلها تتوقف عن البحث عن شباب مثلك |
| Ölümden sonraki hayatı araştırmaktan bıktım artık. | Open Subtitles | أنا سأتوقّف عن البحث فيما يتعلّق بالحياة بعد الموت |