| Ayyaş ile direk temas kurmak zor olduğundan istihbaratın aracılarını kullandık. | Open Subtitles | بما أنه كان من الصعب بالنسبة لنا إجراء اتصال مباشر مع عياش استعنا بخدمات وسيط |
| Bir cuma günü babası onu aradı dinleme ekibindekiler Ayyaş'ın sesini tanıdı ve bize bilgi verdi. | Open Subtitles | وفي صباح يوم جمعة، والده أتصل به جهاز التنصت تعرف على صوت عياش وأخبرنا |
| Kimilerine göre Yahya Ayyaş suikastı kısmen saldırılardan bağımsızmış gibi görüldü kimilerine göre ise büyük bir hataydı. | Open Subtitles | لبعض الناس، كانت عملية اغتيال يحيى عياش في وقت كان فيه الهدوء نسبي ولا وجود لعمليات خطئاً |
| Yahya Ayyaş İsrail'e karşı eylemler düzenleyen en büyük teröristtir. | Open Subtitles | يحيى عياش" كان أبرز إرهابي" الذي أدار الكثير من العمليات ضد إسرائيل |
| Yahya Ayyaş'ın zayıf yönü oğlu ve eşiydi. | Open Subtitles | نقطة ضعف يحيى عياش كانت زوجنه وابنه |
| Yahya Ayyaş Samiriye'den Gazze'ye taşındı. | Open Subtitles | يحيى عياش" انتقل من السامرة إلى غزة" |