| Evet, Chad'in egosu biraz zedelendi, ama eminim düzelecek. | Open Subtitles | نعم, حسنا, خُدِش غرور تشاد قليلا, لكن أظنه سيكون بخير |
| Vay be, insanın egosu nasıl yerin dibine sokulur biliyormuşsun. | Open Subtitles | أنت حقا تعرفين كيف تحطمين غرور فتاة, أليس كذلك؟ |
| Bu sağlam, önemli ve büyük görünme ile ilgili bir ego sorunu değil mi? | TED | أليست بقضية غرور أننا نريد أن نبدو أقوياء كبارا و مهمين؟ |
| Ve bu hikaye ona şöhret, para ve büyük bir ego kazandırmıştı. | Open Subtitles | و القصه من ذلك جلبت عليه ...الشهره , الحظ و غرور صحٌى |
| Araplar bu hastalık için, kibir dolu Krallığımıza karşı Tanrının gösterdiği hiddet, derler. | Open Subtitles | بأن هذا المرض هو إنتقام الله نتيجة غرور مملكتنا وفى ظل اّلامى هذه |
| - Ben bir Vulcanlı'yım. - Zedelenecek egom yok. | Open Subtitles | أنا من كوكب "فولكان"، لا يوجد لدي غرور لأظهره |
| Boynunda olimpiyat madalyası taşıyan kibirli çocuklar gibi dolaştığını düşünüyordumda. | Open Subtitles | أعتقد أنه غرور بعض الشيء أن يلبس حول الرقبة مثل ميدالية أوليمبية |
| Ama Dee'nin komikliği konusunda şişmiş egosu işini yapmasına engel oluyordu. | Open Subtitles | ..لكن غرور ديي بكوميديتها كان يمنعها من فعل عملها |
| Geriye metal, duman ve inek egosu kaldı. | Open Subtitles | لم يتبقى إلا دخان و معدن و إنكسار غرور أحد غرباء الأطوار |
| Adam tam bir sosyopat âlem katiline döndü ve suç kariyerine karşı büyük bir egosu var yani kendini kurtarmak için neler yapacağını söylemeye gerek yok. | Open Subtitles | لقد تطور هذا الرجل إلى قاتل سريع عديم المشاعر و لديه غرور مجرم عامل لذلك يستحيل تقدير ما سيفعله لينقذ نفسه |
| Saf ego mu kabadayılık mı emin değilim. | Open Subtitles | لست متأكد إن كان هذا غرور محض أو شجاعة زائفة تعرف لماذا تبلوت على ساقها ؟ |
| Jüri, yargıç, tanıklar ve başka bir avukatı kompleks ego ile kontrol edebilirsin. | Open Subtitles | بإمكانك أن تتحكم في الكثير أمام قاضي هيئة المحلفين الشهداء و المحامي الآخر عبارة عن شخص غرور معقد. |
| Bunun sadece bir ego sorunu olmadığını kabul etmemiz gerek sanırım. | Open Subtitles | أنا أعتقد حقاً انه حان وقت أن تعترف أن هذا أكثر من مجرد مشكلة غرور |
| Araplar bu hastalık için, kibir dolu Krallığımıza karşı Tanrının gösterdiği hiddet, derler. | Open Subtitles | لقد قال العرب بأن هذا المرض هو إنتقام الله نتيجة غرور مملكتنا |
| Her kötü durumun arkasında kibir ve ihmal vardır. | Open Subtitles | يوجد دوما غرور و إهمال وراء سوء الإستعمال |
| Bundan önce egom hayvan gibiydi, doğru? | Open Subtitles | وهذا قبل ان يصبح لدي غرور كبير. صحيح؟ |
| kibirli Tae Gong Shil, kibrinden numaranı vermeyeceğini bildiğimden kendim aldım. | Open Subtitles | المُتغطرسة "تاي جونج شيل"، بما أنني كُنت أعرف أنكِ لن تُـعطيني رقمكِ بكل غرور لقد أخذتهُ وحدي |
| Mesela Grayson'ın kibiri ve babamın çocuksuluğu. | Open Subtitles | اه، كما تعلمين، غرور غرايسون و صبيانية أبي |
| Devasa bir egon olmasına yardımı oluyor. | Open Subtitles | تَتعوّدي عليه وقد يساعد على إمتلاك غرور واسع |
| Sadece ateşin üzerindeki kömürü kürer gibi egosunu okşamak istemedim. | Open Subtitles | أنا فقط لا أريد أن أزيد من غرور ذلك الرجل. |
| Bildiğimiz tek şey senin akıllı, iyi görünümlü ve kadınları öldürmene neden olan aşırı gelişmiş bir egoya sahip biri olduğun. | Open Subtitles | الشيء الوحيد الذي اعرفه انك رجل ذكي ووسيم ولديك غرور منتفخ والذي يصادف انك تحب قتل النساء |
| Davaları büyük meblağlar içeriyordu, büyük egolar, ama... sadece işini yapıyordu. | Open Subtitles | قضاياها تنطوي على أموال كثيرة، غرور كبير، لكنّها... كانت تُؤدّي وظيفتها. |
| Yüzbaşı Osborne, kibrinin kurbanı olacak gibi. | Open Subtitles | غرور النقيب "أوزبورن" يجعله ضحية سهلة |
| Bazı şeyleri çözebileceğimi düşünmek tuhaf bir şey midir yoksa küstahlık mı? | Open Subtitles | لو ظننت أن بأمكاني معرفه الأمور , هل هذه حيرة ؟ أم غرور ؟ |
| Hepsi fazla gelişmiş, narin egolu gençler işte. | Open Subtitles | إنّهم مُجرّد مُراهقين مُفرطي النمو مع غرور مُرهف قليل. |
| Muazzam bir egodan bahsediyorum. | Open Subtitles | - انتِ لا تعرفين التاريخ ، اننا نتعامل مع غرور بارز |
| Büyük bir egomun olduğunu düşünüyorsanız, iki kere siktirin! | Open Subtitles | لقد قلت بأن لدي غرور كبير تبا لك مرتين |