| Sana eşit gizemli bir şey beni ve odaklı gelmesi gerektiğini düşünüyorum. | Open Subtitles | أعتقد أنه يجب أن تأتي معي و تركّز على شيئاً يكافئه غموضاً |
| Hayat bizim yaptığımızdan biraz daha gizemli olabilir. biz diğer gezegenlerde nasıl bir yaşam olduğunu düşünürsek. | TED | الحياة يمكن ان تكون اقل غموضاً اكثر من ما اردنا لها ان تكون عندما حاولنا التفكير كيف يمكن ان تكون على كواكب أخرى |
| Bu referansların bir kısmı yüzyıllar boyunca daha gizemli bir hâle gelmiş olsa da, Orta Çağ Avrupalıları diğer sanat biçimleri ve sözlü anlatım aracılığıyla onlara aşinadır. | TED | كان الأوروبيون في العصور الوسطى على دارية بكل هذه الإشارات كما هو مذكور في أشكال الفن والتقاليد الشفهية، ومع ذلك، أصبح البعض أكثر غموضاً على مر العصور. |
| Bu daha başlangıçtı, bayanlar ve baylar. Hadi şimdi daha esrarengiz bir şeye cüret edelim. | Open Subtitles | مجرد ذوق ولكن الآن دعونا نشرع في شيء أكثر غموضاً |
| Hayat daha korkutucu ve daha gizemlidir. | Open Subtitles | الحياة أكثرُ فْزع وأكثر غموضاً |
| Bir parça öğüt bir şeyden alıntı yapacaksan. daha belirsiz birşeyler düşün. | Open Subtitles | نصيحة من خبير أذا كنت تريدين الإتجاه إلى شيء مراوغ ,ففكري بشيء أكثر غموضاً |
| gizem perden insin diye kendinden bahset de sana olan ilgim azalsın. | Open Subtitles | اخبريني المزيد عن نفسك لكي تصبحي اقل غموضاً وسأكون مهتمه اقلاً بك |
| Öncelikle, en kolay hâlâ gizemini koruyan sorunu açıklığa kavuşturalım. | Open Subtitles | سأبدأ بتوضيح السؤال الأول، الأسهل ورغم ذلك الأكثر غموضاً |
| Eğer doğru başlangıç noktasını bulur ve onu izlerseniz en gizemli adamın sırları bile açığa çıkar. | Open Subtitles | لو وجدت نقطة البداية الصحيحة وتتبعتها, ليست حتى أسرار أكثر الرجال غموضاً أمنة. |
| Karadelikler evrenimizdeki en gizemli nesnelerdir. | Open Subtitles | الثقوب السوداء أكثر الأشياء غموضاً في كوننا |
| En gizemli ölüm sebebidir. | Open Subtitles | الموت المفاجئ هو الأكثر غموضاً في العـالم |
| Bu, gezegenimizin en gizemli canlılarından birinin hayatının nadir ve sihirli içyüzünü kavramamızı sağladı. | Open Subtitles | كانت نظرة نادرة وسحرية داخل حياة أحد أكثر مخلوقات كوكبنا غموضاً |
| Dünyanın aklıma gelebileceğinden çok daha gizemli bir yer olduğu gerçeğini kabullenebilirim. | Open Subtitles | بوسعي تقبّل حقيقة أنّ العالم أكثر غموضاً مما تصوّرته يوماً ممكناً |
| İyi deneme ama çok daha gizemli olacak. | Open Subtitles | محاولة رائعة، ولكن سيكون أكثر غموضاً من ذلك |
| Bi bakalım.. sen gizemli olmayı.. ...çekici ve beni kurtaran olmayı seçtin | Open Subtitles | الأن أنت اخترت أن تنتظر والأكثر غموضاً والأكثر جاذبية والأكثر غرابة والذى حضر لإنقاذك. |
| O İtalya'daki en esrarengiz adam, değil mi? | Open Subtitles | إنه الأكثر غموضاً في إيطالية |
| Hayatımda gördüğüm en esrarengiz piç sensin. | Open Subtitles | أنت الحقيرالأكثر غموضاً |
| İnan bana, herkes düşündüğünden daha az gizemlidir. | Open Subtitles | ثق بي، الإنسان أقل غموضاً مما يظن |
| Ama onsuz geleceğim her zamankinden daha tehlikeli ve belirsiz görünüyor. | Open Subtitles | ولكن بدونه مستقبلي أصبح أكثر غموضاً وخطراً مما مضى |
| Sadece gizem ve entrikayla bezenmiş olabildiğince zorlu davaları kabul edeceğim. | Open Subtitles | رغم أنني سأقبل القضايا الفارضة فقط التي تشيع غموضاً وشذوذاً |
| Her geçen dakika gizemini kaybediyorsun. | Open Subtitles | أصبحت أقل غموضاً خلال دقيقة |
| Ama yüzler aynı zamanda anlamlar açısından daha belirsizdir. | Open Subtitles | لكن الوجوه أيضاً أكثر غموضاً فيما تعنيه |
| Tabii ki esrarengizdi... (Nicholas'ın eniştesi) ...heyecan vericiydi kaygı vericiydi. | Open Subtitles | بالطبع, كان غموضاً كان هناك.. إنفعال |
| Eğer zamanı genişletebilirsek, gezegenimizin en büyük gizemlerinden bazılarını çözebiliriz. | Open Subtitles | لو أمكننا مطّ الوقت، لكان بوسعنا فك رموز أكثر الأشياء غموضاً على كوكبنا. |
| En anlaşılmaz ipucunu bile kullanarak bizim karı-koca olmadığımızı belirlediniz. | Open Subtitles | إنّكَ استخدمت أكثر الاشارات الخفيّة غموضاً لتتبيّن أنّنا لسنا مُتزوجين. |