| Eğer onunla birlikte olamazsan belki de dışarıda birlikte olabileceğin kimse yoktur. | Open Subtitles | إن لم ينجح الأمر معها فربّما لا يوجد أحدٌ في الكون لك |
| Eğer bunu fark edemiyorsan, belki de normal bir ayısındır. | Open Subtitles | و إن لم تفهم ذلك، فربّما أنتَ مجرّد دبّ عاديّ |
| İnsanlarının, hastalarını küçük gördüğünü düşünmelerini istemiyorsan belki de bu tür şeyler söylememelisin. | Open Subtitles | إذا أردتَ ألاّ يحسبكَ الناس متنازلاً، فربّما عليكَ عدم قول أشياءً تجعلكَ متنازلاً |
| Şuradaki bir yıldan beri 27.5 milyondan satılık ama şimdi bir teklif verirsen muhtemelen 19.5 milyon gibi alabilirsin. | Open Subtitles | هذا البيت عُرض للبيع منذ عامٍ بسعر 27.5 مليون. لكن إن عرضت شراءه اليوم فربّما تناله بـ 19.5 مليونًا. |
| Eğer çocukluğuna bakarsak muhtemelen bu üçüylede karşılaşırız. | Open Subtitles | لو نظرنا إلي طفولته فربّما نجد الثلاثة سلوكيات رطوبة فراشه .. |
| O şişeyi sevdiğin kadar annemi sevseydin belki o zaman terk etmezdi. | Open Subtitles | لو أحببت أمّى بقدر حبّك لتلك الزّجاجة فربّما ما كانت لترحل |
| Fark edilmemeyi umuyorsanız silahlarınızı saklayın bari. | Open Subtitles | وإذا كنت تأملون في تسوية، فربّما يجب أن تبعدوا الأسلحة. |
| o zaman belki de masaj çok hoşuna gitmiştir. | Open Subtitles | إذاً، فربّما قد أحبّت المرأة التدليك وحسب |
| Eğer bu, senin için çok garip kaçacaksa, belki de gelmemen gerek. | Open Subtitles | و إن كان ذلك غريباً جدّاً لكِ، فربّما لا يجب أن تأتي. |
| Ve bu şekilde düşünmüyorsan, belki de gitmesi gereken sensindir. | Open Subtitles | ولو أنّك لا توافقني الرأي، فربّما يفضّل أن ترحل أنت. |
| Gerçek aşkın seni uyandırmasına izin versen belki de sürekli kaybetmezsin. | Open Subtitles | لو سمحت للحبّ الحقيقيّ بإيقاظك فربّما ما كنت لتستمرّ في الخسارة |
| Düşündüm de, sen çok çalışıyorsun, sürpriz ve romantizm istiyorsam belki de kendim getirmeliyim. | Open Subtitles | فكرت في إنّك تجهد في العمل وإن أردتُ مفاجآت ورومانسية فربّما حان دوري لعمل هذا |
| - belki de partiye gelmemeliydin. - belki de gelmemeliydim. | Open Subtitles | إذا كنت لا تفهم هذا، فربّما لا يجب عليك القدوم للعشاء |
| Ama sen iyisin ve belki de bana biraz öğretebilirsin, değil mi? | Open Subtitles | وأنتِ تجيدين هذا، لذا فربّما يمكنك أن تعلّميني |
| Yani bunu bir kere yaptıysa, muhtemelen daha önce de yapmıştır. | Open Subtitles | إذا فعلتَ ذلك مجدداً فربّما فعلتَ ذلك من قبل |
| Birisi insanî yönünü olaya katıp her şeyin içine edecek. muhtemelen bu kişi ben olacağım. | Open Subtitles | لو ثمّة من سيسمح لإنسانيّته بالتدخل مُدمرةً كلّ شيء، فربّما هذه أنا |
| muhtemelen ana damarları iyi kesmeliyiz. | Open Subtitles | فربّما لذلك يتعيّن عليّ طعن الشرايين الرئيسيّة. |
| İçeride bir avuç muhafız var ise... o zaman çoğu dışarıda bekliyor olacak. | Open Subtitles | إنْ كان يضع قلّة فقط مِن الحرّاس في الداخل... فربّما الأكثريّة في الخارج |
| Madem buradayız, bari zevkini çıkaralım. | Open Subtitles | ،إن كنّا سنتواجد هنا فربّما علينا الاستمتاع أيضاً |
| o zaman belki de hastanedeki hücrene geri dönmeyi tercih edersin. | Open Subtitles | فربّما تودّ العودة إلى زنزانتك في المستشفى |