Sadece birini ikna etmem gerekiyor ve bunu yapabilirsem diğerleri de gelecektir. | Open Subtitles | لا أحتاج إلاّ لإقناع شخص واحد، وإن أمكنني فعل ذلك... فسيأتي الباقون |
Rapor vermedikleri zaman, birileri gelecektir, değil mi? | Open Subtitles | حين لا يقومان بإرسال تقرير فسيأتي أحدهم للبحث عنهما، أليس كذلك؟ |
Burada olduğumu biliyorsa buraya gelecektir de. | Open Subtitles | لو كان يعلم بوجودي هنا، فسيأتي على الأرجح. حسناً، سنتعامل مع الأمر وقتها. |
Burada olduğumu biliyorsa buraya gelecektir de. | Open Subtitles | لو كان يعلم بوجودي هنا، فسيأتي على الأرجح. |
Burada olacağını söyledi. gelecektir. | Open Subtitles | أهدئ لقد قال انه سيأتي,اذن فسيأتي |
Fakat eğer o ise insanlar onu aramak için gelecektir. | Open Subtitles | لكن لو انه هو, فسيأتي أشخاص ليبحثوا عنه |
Eğer haklıysam bize gelecektir. | Open Subtitles | لذا، لو كنت على حقّ فسيأتي هو إلينا |
Burada bir İHA varsa, arkası gelecektir. | Open Subtitles | طالما جائت طائرة هنا، فسيأتي المزيد |
Şayet bir Akuma doğmuşsa buraya gelecektir. | Open Subtitles | لكن إذا كان أكوما فسيأتي |
Kısa süre içidne biri gelecektir. | Open Subtitles | فسيأتي شخص له بعض دقائق |