| Eğer bunu fark eden tek kişi bensem, sorun değil. | Open Subtitles | , و لو أنني الوحيدة التي ترى هذا فلا بأس |
| Pekâlâ, demek kimse elini kaldırmıyor. sorun değil çünkü sen olduğunu biliyorum, hanımefendi. | Open Subtitles | حسناً، لم يرفع أحد يديه، فلا بأس لأنّي أعرف أنّه أنتِ يا سيّدتي، |
| Eğer sonrasında buraya Ölmek için dönmek istersen, sorun değil. | Open Subtitles | اذا كنت تريد أن تعود إلى هنا لتموت فلا بأس |
| Bizi ayırmaya da çalışmayacak. O yüzden, hiçbir sorun yok. | Open Subtitles | إنها لا تحاول أن تبعدنا عن بعض إذاً فلا بأس |
| Eğer bu salak bir yıldönümünü kaçırmakla olacaksa, sorun yok! | Open Subtitles | إذا كان هذا يعني عدم القيام بذكرى سخيفة فلا بأس |
| Büyük Yunan düşünürleri, aynı zamanda eylem adamıydı. Eğer çalışmak istemiyorsan, tamam. | Open Subtitles | الكثير من مفكريهم كانوا محاربين عظماء إن كبرت وأنت بكسل، فلا بأس |
| * Çırp ellerini, her şey yolunda * * Çırp, çırp, hadi * | Open Subtitles | * صفق بيديك، فلا بأس * * صفق، صفق، صفق بيديك * * هيا * |
| Hayatının geri kalanında turuncu tulum giymek istiyorsan sorun değil. | Open Subtitles | لو تودّ أن ترتدي بذلة برتقاليّة لبقيّة حياتك، فلا بأس. |
| Sonrası için delilik raporu düşünüyorsan, sorun değil. | Open Subtitles | اذا كنت تريد ان تدعي الجنون لما بعد فلا بأس |
| tamam, ne kadara satarsan sat benim için sorun değil. | Open Subtitles | حسناً، مهما كان ماتحصلين فيها، فلا بأس معي |
| Eğer bunun hakkında konuşmak istemessen sorun değil.. | Open Subtitles | لو اردت عدم التكلم بهذا الموضوع فلا بأس . ما من مشكلة |
| Sanırım bu normalde kaldırabileceğimden daha fazla bir bilgi... ama tüm hafta sonu spermden konuşmuş olduğumuza göre... sorun değil. | Open Subtitles | , هذه معلومة لا يمكنني تحملها لكن , بما اننا كنا نتحدث عن المنيّ طوال اليوم فلا بأس |
| - Kıyafetleri iade etmek istersen sorun değil. | Open Subtitles | اعني, اذا كنتي تريدين ارجاع تلك الكنزة, فلا بأس, انا جاد |
| Bana Damon deme şimdi. Kimseyi sevmiyorsa iyi, sorun yok. | Open Subtitles | لا تحاول إيقافي طالما هي لا تحبّ أحدًا، فلا بأس |
| Aslında büyükannesinin göl evi ama o ölmüş, sorun yok yani. | Open Subtitles | في الواقع، إنه مِلك لجدتها ولكنّها متوفاة، فلا بأس من إستخدامه. |
| ama omuz omuza yürüsem hatta omuzuna dokunarak yürüsem sorun yok | TED | ولكن ان سرنا بنفس الجهة وتلامست اكتافنا .. فلا بأس .. لن نشعر بالخطر حتى بهذا التقارب |
| Başının neden dertte olduğunu anlatacaksan, sorun yok. | Open Subtitles | إذا أردتِ أن تخبرينى بما يضايقكِ , فلا بأس |
| tamam. O zaman buraya sabahın beşinde gelir. Sakıncası yok. | Open Subtitles | حسناً، إذا كان سيأتي في الخامسة صباحاً فلا بأس بذلك |
| * Çırp ellerini, her şey yolunda * | Open Subtitles | * صفق بيديك، فلا بأس * * أدرني * |
| Önemli değil, bil diye söylüyorum, başka bir şeyse Önemli değil. | Open Subtitles | لا بأس ، و فقط كي تعلم . إذا كان شيئاً آخر ، فلا بأس |
| Peki. İstiyorsan öyle olsun. O baca hasarlı. | Open Subtitles | إذا كنت تريد أن تكون المسؤول فلا بأس ، لكن هذه الأعمدة تعرضت للتفكك |
| Yani aynı anda iki insanı sevmek, biri ölüyorsa normal midir? | Open Subtitles | إذن فلا بأس بحبّ شخصين بالوقت ذاته طالما أنّ أحدهما يحتضر؟ |
| Eğer sigara ya da bira almak istiyorsan, eyvallah. | Open Subtitles | إن كنت تريد شراباً أو سجائر فلا بأس بذلك |
| Demek istediğim eğer birbirinizi özlediyseniz görüşmenizde bir sakınca yok. | Open Subtitles | إن كُنتما تشتاقان لـ بعض فلا بأس بـ التواصل |