| örneğin, eylem birimi 12, bir Hollywood kapalı gişesi değil, aslında gülüşün ana unsuru olan dudak kenarının yukarı doğru çekilmesi. | TED | فمثلا الحركة 12، ليست بفيلم هوليوودي ضخم، في الواقع هي شد الشفتين لرسم البسمة. |
| örneğin, bu benim başka bir öğrencim, Avustralya'dan Susan Jackson dünyada önde gelen atletlerle çalışmış bir isim. | TED | فمثلا هذه طالبة أخرى من طلابي سوزان جاكسون من أستراليا، قد عملت مع بعض الرياضيين البارزين في العالم |
| örneğin solda üstte bir karaciğer görüyorsunuz. | TED | فمثلا على اللوحة اليسرى, اللوحة العليا , ترون كبد |
| Evet, ihtiyarı alnında bir kurşunla bulmam da belli bir şey değildi mesela. | Open Subtitles | فمثلا لم يكن الأمر واضحا أني قد أجد الرجل العجوز وبجبهته ثقب رصاص |
| mesela, Dalai Lama her sabah uyandığında merhamet duyguları için meditasyon yapıyor ve diğer insanlara yardım etmenin insalığın mutluluğu için en önemli bileşen olduğuna inanıyor. | TED | فمثلا .. الدلالي لاما يستيقظ كل صباح ويفكر في التراحم ويفكر كيف يمكن ان يساعد ابناء البشر بصورة شاملة للسعادة البشرية |
| örneğin, bir şeyi özlediğimi hissediyorum ama ne olduğunu bilmiyorum veya hiç endişem olmamasına rağmen, bir şeylerden korkuyorum. | Open Subtitles | فمثلا أشعر بأني فاقدة لشيء ما ولكني لا أعرف ما هو هذا الشيء أو أني خائفة، حتى لو لم يكن هنالك شيء يخيفني |
| Kendini gösterirsin, o kadar. Kurslar boştaki roller ve yapılacak projeler. örneğin... | Open Subtitles | - يمكنك ان تسنخدمه كذكرى عن الادوار التي لم تنلها والمشاريع التي لم تحققها فمثلا |
| örneğin vücudumda daha önce yaşamadığım ve adlandıramadığım beklenmedik bir acı hissedersem bir anda beynim sırtımdaki sertliği, kalp rahatsızlığına veya baldır kası ağrısını, derin damar trombozuna dönüştürebilir. | TED | فمثلا عندما أشعر بألم غير متوقع في جسدي ألم لم أشعر به من قبل، و لا يمكنني أن أعزوه إلى سبب معين، ثم فجأة قد يحول عقلي شدًا في الظهر إلى مرض القلب أو ألمًا بعضلة باطن الساق إلى جلطة في الأوردة العميقة. |
| örneğin, önceki gün, Happy'nin kablosuz termostatını çalıştırmaya uğraşıyordum. | Open Subtitles | فمثلا في اليوم الآخر، كنت أحاول جعل منظم الحرارة اللاسلكي ل(هابي) يعمل يمكن لطفل إستخدامه |
| mesela bu sabah bulmaca çözüyordum, | Open Subtitles | فمثلا انا كنت العب الكلمات المتقاطعة هذا الصباح |
| Ama bazı işaretleri var tabii. mesela kalbin çok hızlı çarpar. | Open Subtitles | لكن بالطبع هنالك علامات فمثلا قلبك يبدأ بالتسارع |
| mesela bir insan farklı suratlar yapıyor, ve bu sayede nasıl göründüğüne göre farklı eserlerle karşılaşıyor. | TED | فمثلا هذا الشخص يعطي صورا مختلفة لوجههِ، و هو في الواقع يرسم أربعة أشياء مختلفة من خلال المجموعة التي تتصل فيما بينها لتحديد ملامح وجهها. |
| mesela, yetersiz anjiogenez, yani yeterince damar olmaması, tedavi olmayan yaralara, kalp krizlerine dolaşımsız kalan bacaklara, inme yüzünden ölüme ve sinir hasarına yol açar. | TED | فمثلا, إذا كان تولد الأوعية عاجزا, الأوعية الدموية غير كافية, سيؤدي إلى جروح لا تلتئم, أزمات قلبية, سيقان بدون دورة دموية, الموت من الجلطة, تلف في الأعصاب. |
| Evet, mesela halktan birinin işkence görmediği takdirde dürüst olamayacağına inanılırdı. | Open Subtitles | أجل، فمثلا شخص من العامة كان يُعتبر دستوريا غير مؤهل للصدق في المحكمة... ما لم يتعرض هو أو هي للتعذيب. |