| Onları adlandırdığımız an, Güneşte kalan bir deniz anası gibi erir, çözülür, ve anlamları kaybolur. | Open Subtitles | , بمجرد أن نُسميهم ,معناهم يختفى تذوب,تتحلل .كقنديل البحر فى الشمس |
| Tosbağa ters dönmüş kalmış, karnı yakıcı Güneşte kavrulmakta debeleniyor, dönmeye çalışıyor, ama dönemiyor. Sizin yardımınız olmadıkça dönemez. | Open Subtitles | السلحفاة ترقد على ظهرها بطنها تحترق فى الشمس تضرب بأرجلها لتعدل وضعها ولكنها لا تستطيع بدون مساعدتك |
| - Haydi bayan Doubtfire. Siz gidin! Güneşte oturup cips yerim. | Open Subtitles | لا ، اذهبوا فقط وأتركونى هنا سأجلس هنا فى الشمس |
| güneşin içinden çıkıp seni tekrar beni beklerken bulmak istiyorum. | Open Subtitles | اريد ان امشى الى الخارج فى الشمس مجددآ واجدك منتظرآ |
| güneşin altındaki sonsuz istirahatine kadar peşini bırakmazlar. | Open Subtitles | سيطاردونك حتى ستحصل على رصاصة فى وجهك بينما تستريح فى الشمس |
| Güneşte büyüyorsun. Diğerlerine bağlanmış bir halde. | Open Subtitles | ينمو فى الشمس و يتضافر بسعادة مع الآخرين |
| Hatırlıyor musun, sana derini yüzeceğini sonra onu Güneşte kurutacağını ve anneni becermek için prezervatif olarak kullanacağını söylemişti ya? | Open Subtitles | . اتتذكر الذى قاله انه سوف يقوم بقطع جلدك ويجففه فى الشمس ويستخدمه كواقى ليقيم علاقة مع والدتك |
| Oturup yaptığım önemsiz şeylerin büyütülmesini dinlemektense savaş davulları çalarken Güneşte birinin kafamı kaşımasını yeğlerim. | Open Subtitles | أفضل أن تحك راسى فى الشمس بينما يضرب الإنذار على أن أجلس واسمع تضخيم ما فعلت |
| Güneş enerjisi bedava, o yüzden Güneşte kertenkele gibi uzanırlar ve tropik alanda ısıyı içeri almak için inanılmaz kalın bir mantoya bürünürler. | TED | فالطاقة من الشمس مجانية لذا يتشمسون فى الشمس مثل السحالى ويرتدون معطف سميك غريب الشكل للسماح للمناطق المدراية لحفظ الحرارة. |
| Babamın kaftanı ipekten, miğferi altından ve mızrağı Güneşte altın gibi ışıldar. | Open Subtitles | ، عباءة أبى من الحرير ... عصاتهمن الذهب ورمحه يبرق مثل الذهب... فى الشمس |
| "İki küçük kızılderili Güneşte oturuyordu | Open Subtitles | إثنان هنود صغار # # كانا يجلسان فى الشمس |
| Teğmen Scheer, beysbol eldiveni ıslananlardan yenisini talep etmeden önce, onları Güneşte kurutmalarını tavsiye ediyor. | Open Subtitles | الملازم شنير الملازم شنير اطلب من هولاء الرجال اصحاب المعدات المبتلة المياه من اجل بذل مجهود لتجفيفهم فى الشمس قبل ان يطلبوا معدات جديدة |
| Bunu yanılmıyorsam ilk, Raymond Burr Güneşte Bir Yer, filminde yapmıştı. | Open Subtitles | أظن أن ممثلا قام بتمثيل هذا الفيلم من قبل يدعى الفيلم "مكان فى الشمس" باستخدام مجذاف |
| Güneşte en iyi yeri kaptım. | Open Subtitles | لقد حصلت على افضل مكان فى الشمس |
| Güneşte iyi bir yer edindim. | Open Subtitles | لقد حصلت على افضل مكان فى الشمس |
| Yürümek zorundayız. Burada, Güneşte yürümek sorun olmuyor. | Open Subtitles | لا توجد مشكلة فى المشى فى الشمس |
| Güneşte saçları yün gibi yumuşacık olurdu. | Open Subtitles | و فى الشمس كان شعره يتصوف |
| Sıcak güneşin altında çok fazla kaldım herhalde. | Open Subtitles | أظن اننى قضيت فى الشمس الحارة وقتا طويلا |
| Kazman ne kadar uzun sürerse, güneşin altında da o kadar fazla kalırsın. | Open Subtitles | كلما طال وقت الحفر كلما بقيت أكثر فى الشمس الحارقة |
| Kötü bir çocuğu alıp, ona bütün gün güneşin altında çukur kazdırırsan iyi bir çocuğa dönüşür. | Open Subtitles | لو جعلت ولد فاسد يحفر كل يوم فى الشمس الحارقة فسيتحول إلى ولد صالح |
| Bütün gün güneşin altında, kanı da kaynıyor | Open Subtitles | بسبب وجوده فى الشمس طوال اليوم فقد غليت دماؤه |