"في أحسن" - Traduction Arabe en Turc

    • en iyi
        
    • çatlasa
        
    • iyi durumda
        
    • fazla ikinci
        
    en iyi ihtimalle, değersiz bir bilgi, en kötü ihtimalle tuzak. Open Subtitles في أحسن الأحوال، هو نهاية مسدودة. في أسوأ الأحوال، هو فخّ.
    O nefesini tuttuğunda en iyi 5 daire çapına ateş edebilir. Open Subtitles عندما يَحْبسُ أنفاسه يُمْكِنُ أَنْ يُطلقَ خمس مرات في أحسن الأحوال
    Başladığın bir işin sonunu getirebilsen bile sonu en iyi ihtimalle vasat olur. Open Subtitles وإذا قمت بمتابعة أي عمل على الإطلاق، سيكون مستواه متوسط في أحسن حالاته.
    Çiftleşmeden sonra, taş çatlasa yüzde 50 yaşama şansı var. Open Subtitles بعد أن يقوم بالتزاوج ففرصة البقاء حياً هي النصف في أحسن الأحوال.
    Zavallı, kayıp, içten içe hasarlı insanlarla ilgilenirken en iyi durumda oluyor. Open Subtitles لكنه يكون في أحسن حالاته عند رعايته للفقراء والمحتاجين المفقودين، وشديديّ العوز
    Çünkü Holder'la birlikte Reddick'i suçladığınız şey aşırı derece zayıf ve en fazla ikinci derecen kanıt sayılır. Open Subtitles لأن القضيه التى بنيتوها أنتى وهولدر هى ضعيفه بشكل مروع وظرفية في أحسن الأحوال
    En kötü ihtimalle, şiddet yeri; en iyi ihtimalle, boş bir sayfa. TED في اسوأ الأحوال، مكان للعنف؛ في أحسن الأحوال، سجل أعمال فارغ.
    Şimdi anne babamızı ya da dedelerimizi düşününce, en iyi ihtimalle birkaç fotoğraf evde çekilmiş bir video ya da bir kutuda saklı bir günlük yaratmışlardır. TED وبالتالي حين نفكر حول آبائنا أو أجدادنا، في أحسن الأحوال قد يكونوا أنتجوا بعض الصور أو الفيديوهات المنزلية، أو مذكرات تعيش في صندوق في مكان ما.
    en iyi olasılıkta bir bakım evinde yaşamam ve ufak tefek günlük işlerde çalışmam bekleniyordu. TED وهذا هو، في أحسن الأحوال، وكنت أتوقع أن أعيش في رعاية و أعمل في وظائف وضيعة.
    en iyi ihtimalle bir eğlenceye benziyordu, ciddi bir yararlılığı yoktu, ama sonradan bunun dünyayı yerinden oynatacak bir devrimin başlangıcı olduğu ortaya çıktı. TED تبدو كتسلية في أحسن الأحوال، ليست مفيدة بأي شكل جاد، لكن اتضح أنها البداية لثورة تكنولوجية ستغيّر العالم.
    en iyi ihtimalle, bilincini silikon bir çipe aktarır, TED ربما في أحسن الأحوال، تخزين وعيك في شريحة سيليكون.
    çok amatör ama amatörlük en iyi duygudur, diğer değişle, amatörlük sevgi ve tutkudan kaynaklanır. TED وانه من الهواة ، ولكن للهواة في أحسن الحالات، وبعبارة أخرى ، جذر الكلمة يجري من الحب والعاطفة.
    Gelecekteki Afrika'daki geleneksel bir aileden gelen Afrikalı bir kız galaksideki en iyi üniversiteye kabul edilse ve gezegeninden uzaklaşsa ne olurdu? TED ماذا لو أن فتاةً من عائلة محافظة في مكانٍ ما في أفريقيا المستقبلية قُبلت في أحسن جامعة في المجرة، أجمع؟
    en iyi olasılıkla, fazla hassastım diyelim.. Open Subtitles في أحسن الأحوال، لنقول أنني كنت شديدة الحساسيه.
    O ilacı okumuştum, ama en iyi sonuçları alabilmek için, büyük riskler almak gerekiyor. Open Subtitles قرأت الذي المنافع السريرية هامشي في أحسن الأحوال.
    Eğer bir eş bulmak istiyorsa, en iyi durumda olmalı. Open Subtitles إذا كان يريد أن يحصل على شريكة فعلية أن يكون في أحسن حال
    Taş çatlasa 55 dakika. Open Subtitles نحو 55 دقيقة كحد .أقصى في أحسن الظروف
    Notuna yüz üzerinden altmış taş çatlasa altmış beş* veririm. Open Subtitles كانت ممتازة في أحسن الأحوال.
    Taş çatlasa üç krallık. Open Subtitles ثلاث ممالك، في أحسن الأحوال.
    Eskiden olduğu kadar yakışıklı değil ama bir mumyaya göre gerçekten iyi durumda çünkü donmuş bir buzun içinde keşfedildi. TED حسنًا، ليس وسيمًا كما اعتاد أن يكون، ولكنه في الحقيقة في أحسن مظهر كمومياء لأنه أُكتُشِف متجمدًا في الجليد.
    En fazla ikinci derecede kanıt olur bundan. Open Subtitles إنه ليس إلّا دليل ظرفي في أحسن الأحول.

    Les mots et expressions les plus fréquents

    Arabe-Turc: 10k, 20k, plus | Turc-Arabe: 10k, 20k, plus