| Hafta sonları, avlanmak dışında yapılacak pek bir şey yoktu. | Open Subtitles | ليس هناك أيُّ شيء للقيام به في العطل عدا الصيد |
| Şimdi çok başarılı bir iş adamı ve Hafta sonları burada gönüllü çalışır. | Open Subtitles | وهو رجل اعمال ناجح الآن يأتي الى هنا ويتطوع في العطل الأسبوعية |
| Biz çocukken Hafta sonları yapacak tek şey buydu. | Open Subtitles | أتذكر حين كنا أطفالاً كان الشيء الوحيد الذي نفعله في العطل |
| Taeko buraya sadece iki kez, tatillerinde geldi. | Open Subtitles | تايكو كانت هنا فقط في العطل مرتين |
| Hafta sonları sizi görmeye gelirim. | Open Subtitles | سآتي وأزورك في العطل الأسبوعية. |
| Sevdiklerimize dua etmek önemlidir. - Ben de ederim ama sadece tatillerde... | Open Subtitles | أنه مهم جدا أن نصلي لأحبائنا نعم ، أني أفعل ذلك ولكن في العطل فقط |
| Hafta içi çalışıyorsun ve Hafta sonları da araba kullanıyorsun. | Open Subtitles | تعلمين؟ تعملين ايام الأسبوع وتأتين للمنزل في العطل |
| Bakın, Hafta sonları uğrayıp elimden geldiğince tamirat işlerini yaparım. | Open Subtitles | اذا اذا يمكنني ان اتي في العطل الاسبوعية واصلح ما استطيع اصلاحه |
| - Aslında Hafta sonları çalışmak durumunda kalmaktı. - Anlıyorum. | Open Subtitles | حسناً, كانت المشكلة هي فكرة العمل في العطل |
| Hafta sonları nasıl büyük bir yük olduğumu söyleyip duruyorsun. | Open Subtitles | تعلمين كيف تخبرينني دوما كم أنا عبئ كبير في العطل الاسبوعية؟ |
| Laf tutamadığın için Craig çocuklarını Hafta sonları görecek. | Open Subtitles | بسبب فمك الكبير, كريج لن يرى أطفاله الا في العطل الأسبوعية |
| Fort Lauderdale'de. Hafta sonları kapalılar. | Open Subtitles | إنه في فورت لودرديل و يُغلق في العطل الأسبوعية |
| Hafta sonları gece yarısından sonra biz sürekli ayakta oluruz. | Open Subtitles | نحن دوماً مُستيقظين لمنتصف الليل في العطل. |
| Hafta sonları hoşnutsuz gençleri beyaz üstünlüğü davasına katılmaya ikna etmek için kırmızı başlık takardı. | Open Subtitles | في العطل يُحب أن يضع غطاء أحمر على رأسه و يقنع المراهين الساخطين بالإنظمام إلى قضيته لكي يتفوق ذوي البشرة البيضاء |
| Oh, hun, üzgünüm, bu başlamıyor. Hafta sonları 10 kadar 'koşuyor. | Open Subtitles | انا آسفه، العبّارة لا تنطلق حتى الساعه العاشره في العطل |
| Bence yaz tatillerinde yapıyor. | Open Subtitles | أنا أقول بأنها تزيد في العطل الصيفية |
| Hafta sonları sizi ziyarete geleceğim. | Open Subtitles | سـأمر في العطل لأطمئن عليكم يا شـباب |
| Asla içmeyiz. sadece tatillerde. | Open Subtitles | . نحن نادرا ما نشربه . فقط في العطل |