| konseyde tartışmaları çözerdi son söz onundu. | Open Subtitles | كان يحل نزاعات في المجلس. كانت كلمته نهائية. |
| Eğer kurallara uysaydınız siz de konseyde olurdunuz. | Open Subtitles | لو فقط إتبعت الدستور لكُنت في المجلس الآن. |
| İlk önce Batı Kabinesi'nden birini öldürdü! | Open Subtitles | هو قتلَ كلّ عضوٍ في المجلس الإستشاريّ الغربيّ! |
| Hollandalıları reddedersen, Konseydeki tüm aileler kellenin peşine düşecek. | Open Subtitles | ان رفضت الهولنديين عنئذ كل عائلة في المجلس سوف تكون بعد رأسك |
| Elbette ona hayır dedim. çünkü bu tip bir kararı sadece Yüksek Konsey verebilir ve ben de Yüksek Konsey'de olduğuma göre, bunu bilirdim, değil mi? | Open Subtitles | لأن المجلس الأعلى فقط من يستطيع اتخاذ قرار كهذا.. وبما أنني في المجلس الأعلى، فلكنت سأدري بشأن هذا. صحيح؟ |
| Belki de ağızlarından işe yarar bir bilgi almaya çalışıyordunuz. | Open Subtitles | هذه الصلات في المجلس قد يجعل نظرتها مسبقاً لمعلومات مهمه |
| Bence kurul üyesi arkadaşlarınızla beklediğinizden çok daha fazla ortak noktanız olduğunu göreceksiniz. | Open Subtitles | حسن , اعتقد انك ستجد اشياء مشتركة مع زملائك في المجلس اكثر مما تتوقع |
| Bugün, bir senatörün yardımcısı. Bundan iki gün sonra, Şehir konsey üyesi belki de. | Open Subtitles | اليوم كان سائق أحد السيناتورات بعد يومين عضو في المجلس البلدي ربما |
| Senin yaşında konseyde olmak... Daha önce hiç gerçekleşmedi. | Open Subtitles | لتكون في المجلس في سنك هذا لم يحدث هذا قط من قبل |
| Geçen ayki konseyde fazla konuşmadın. | Open Subtitles | أنت لَم تَقُل الكثير في المجلس الشهر الماضي |
| konseyde, zeki ve bekâr bir anne görmek harika olur. | Open Subtitles | واعتقد ان سيكون امراً رئعا انتي اماً عزباء ذكية مع رجال الأعمال في المجلس. |
| Kral Muhafızları'nın Lord Kumandanı da küçük konseyde bir yere sahiptir. | Open Subtitles | اللورد القائد ل كينجسوارد لديها مكان في المجلس الصغير. |
| Kral Muhafızları'nın Lord Kumandanı da küçük konseyde bir yere sahiptir. | Open Subtitles | واللورد القائد للحرس الملكي له مكان في المجلس الصغير. |
| konseyde ve orduda bizi kapatmak isteyen güçler var. | Open Subtitles | "آكي"، أنتِ تعلمين أن هنالك عناصر في المجلس.. يتربصون بنا لإقفال عملنا |
| İlk önce Batı Kabinesi'nden birini öldürdü! | Open Subtitles | هو قتلَ كلّ عضوٍ في المجلس الإستشاريّ الغربيّ! |
| Sancaklarını indir şafaktan önce yanıma gel ve ben de Konseydeki yerini sana geri vereyim. | Open Subtitles | اخفض رايتك تعال الي قبل الفجر وسأمنحك مكانتك السابقة في المجلس |
| Konseydeki diğer alfalar onun burada olduğunu bilmemeli. | Open Subtitles | الالفات الاخرين في المجلس لايجب ان يعرفوا انه كان هنا |
| Resmî olarak, kan saflığından yana örgütler yasa dışıdır ama Konsey'de hâlâ türler arası evliliği kutsala hakaret sayanlar da var. | Open Subtitles | رسميا، منظمات نقاء الدم محظورة، لكن هناك أشخاص في المجلس لا يزالون يعتقدون بأن الزواج المختلط هو انتهاك للمُحَرَّمات. |
| Konsey'de hiç genç cadılar olduğu görülmemişti ve Queenie'yle Zoe, kendilerini diğerlerinden ayıracak bir unvanı hak ediyor. | Open Subtitles | لم يكن لدينا أبداً ساحرات شابات في المجلس و(كويني) و(زوي) يستحقا دور رفيع هنا في المدرسة للتفريق بينهما |
| Belki de ağızlarından işe yarar bir bilgi almaya çalışıyordunuz. | Open Subtitles | هذه الصلات في المجلس قد يجعل نظرتها مسبقاً لمعلومات مهمه |
| Aslında sen kurul üyesi olmayacaksın. | Open Subtitles | في الحقيقة .. لن تكون عضو في المجلس الإداري |
| Sana büyük bir onur verildi. Senin yaşında konsey üyesi. | Open Subtitles | لتكون في المجلس في سنك هذا لم يحدث هذا قط من قبل |