"في زمن" - Traduction Arabe en Turc

    • zamanında
        
    • bir zamanda
        
    • Bir zamanlar
        
    • bir çağda
        
    • zaman önce
        
    • zamanlarında
        
    • çağında
        
    • yaşıyoruz
        
    Bu Rachel Carson'ın zamanında da doğruydu, şimdi de doğru. TED كان ذلك صحيحًا في زمن راشيل كارسون، وهذا صحيح اليوم.
    Babalarımızın zamanında... bu arazide iki büyük bufalo sürüsü vardı. Open Subtitles في زمن آبائنا كان يوجد في ارضنا قطيعان من الجاموس
    Şayet farklı bir zamanda doğsaydınız saygı değer biri olurdunuz. Ciddiyim. Open Subtitles لو كنت وُلدت في زمن آخر لأخذت مكانك الحق، أعني هذا
    Başka bir dünyada, başka bir zamanda olsaydık beni sevebilir miydin? Open Subtitles ، في عالم آخر في زمن آخر هل كنت لتحبني ؟
    Bir zamanlar bu yasaları idare edenler vardı ama hepsi öldü. Open Subtitles في زمن ما كان هناك ناس مسؤولين عن القوانين ولكنهم ماتوا
    Belki birbirimizi başka bir zamanda, başka bir çağda tanıyoruzdur. Open Subtitles ربما عرفنا بعضنا في زمن مختلف , عصر مختلف
    Okyanuslar zamanında bu kutsal aşıklar her gece aşklarını gökyüzünde görerek birlikte olurlar. Open Subtitles في زمن المحيطات، كان العشاق ينهضون من البحار كل ليلة، ليتحابوا في السماء
    Eğer bu TED konferansını büyükbabalarımızın zamanında yapıyor olsaydık, bu o kadar büyük bir iddia olmayabilirdi. TED لو كنا موجودين في هذا الاجتماع في زمن أجدادي لما كان هذا ادعاءً كبيراً.
    Chaucer'ın zamanında ayrıca profesyonel bir tüccar ve entelektüel sınıfı da ortaya çıkmıştı. TED ظهر أيضاً في زمن شاوسر، طبقة من التجار الحرفيين والمُفكرين.
    Bestecinin kendi zamanında bile, Vivaldi'nin müziği sadece zengin aristokratlar için değil, herkes için bir eğlence imkânı sağlamıştı. TED حتى في زمن المُلحِّن نفسه، قُدمت موسيقى فيفالدي كتسلية للجميع، ليس فقط للأرستقراطيين الأثرياء.
    Jacquard zamanında bir dokuma tezgâhıyla bir buhar makinesini birleştirmek kadar bariz bir düşünce 21. yüzyılda da var. TED فنحن لدينا فكرةٌ واضحةٌ في القرن ال21 كوضوح فكرة دمج المنوال مع محرّكٍ بخاريّ في زمن جاكارد.
    Kiracı bir çiftçi olan babanın çocuğu için devlet üniversitesine gitmenin çok zor olmadığı bir zamanda büyüyecek kadar şanslıydım. TED كنت محظوظا أن أترعرع في زمن لم يكن من الصعب فيه على ابن مزارع مستأجر أن يشق طريقه نحو جامعة الولاية.
    Toplumun dokusunun yeniden oluşturulduğu bir zamanda yaşıyoruz. TED نعيش في زمن حيث أن كل نسيج من أنسجة المجتمع الإنساني يعاد حبكه.
    İdeolojilerde, politikada, dinde, nüfusta tektonik değişimlerin yaşandığı bir zamanda yaşıyorduk. TED كنا نعيش في زمن من التحولات الأيديولوجية، في السياسة، في الدين، في السكان.
    Böylelikle, insanlığın entelektüel, sosyal ve ruhsal efsanesinin adeta yarısının kayıp gitmesine izin verildiği bir zamanda yaşıyorsunuz. TED لذلك فإننا نعيش في زمن تكون فيه نصف الإرث الفكري البشري الاجتماعي والروحي يتم التخلي عنه
    Bir zamanlar uzun yıllar önce Bulutlar dağlara o kadar yakın dururlarmış ki bütün kabileler başlarını çarparlar, kimse dik yürüyemezmiş. Open Subtitles ذات مرة في زمن بعيد كانت الغيوم حول الجبال وكانت جميع القبائل وليس لأحد المشي في الشوارع
    Bir zamanlar dökme demiri paraya dönüştürüyorlardı. Open Subtitles في زمن ما، كانوا يصنعون ثروات من الحديد الغفل.
    Bir zamanlar burada sığ sular bulunmuş olmalı. Open Subtitles في زمن ما, لابد وأن كان هناك مياه ضحلة هنا
    Başka bir çağda, tam burada ilk Korsan Konseyi deniz tanrıçasını insan bedeninde hapsetti. Open Subtitles في زمن قديم وفي نفس المكان مجلس الأخوة الأول أسر سيدة البحار وحبسها في جسد إنسان
    Uzun zaman önce, Yunanistan'da başka bir ülkeden genç bir çocuğa aşık olan genç bir kız yaşarmış. Open Subtitles في زمن بعيد، في اليونان القديمة كانت هناك فتاة شابة وقعت في غرام فتى شاب من بلاد أخرى
    Destek veriyorlardı çünkü bu karmaşa ve çekişme zamanlarında, bu macera bizlere Amerikalı olmanın ne demek olduğunu gösterdi. TED يحفزوننا لأنه في زمن الارتباك والخلاف هذا، سمحت الرحلة باسترجاع معنى أن تكون أمريكيًا.
    Ama Facebook çağında böyle bir şeyi insanlardan saklamak çok zor. Open Subtitles لكن من الصعب اخفاء شيئ كهذا في زمن الفيسبوك
    Bir kitlesel yok oluş döneminde yaşıyoruz, ki bu fosil kayıtlarını 10.000 kat aşıyor. TED نحن نعيش في زمن إنقراض جماعي يفوق عدد سجل الأحافير التي لدينا بـ 10,000 ضعف.

    Les mots et expressions les plus fréquents

    Arabe-Turc: 10k, 20k, plus | Turc-Arabe: 10k, 20k, plus