"في كذبة" - Traduction Arabe en Turc

    • Bir yalanı
        
    • bir yalanla
        
    • bir yalanın içinde
        
    • bir yalan
        
    • Bir yalana
        
    Hastalarımı, kendimi buna ikna etmeye çalışıyordum ama Bir yalanı yaşıyordum resmen. Open Subtitles لـ .. لقد كنت أحاول أن أقنع مرضاي، أن أقنع نفسيّ . لكنّني كنت أعيش في كذبة
    Ama 20 yıl boyunca SVR* için Bir yalanı yaşadım. Open Subtitles لكنني عملت عشرون عاماً لدى المخابرات الروسيّة و أعيش في كذبة
    Eğer bir yalanla yaşamak istiyorlarsa bu onların problemi. Open Subtitles إن أرادوا الإستمرار بالعيش في كذبة فتلك مشكلتهم
    Dex eşyalarını topladı. Artık bir yalanla yaşamak istemediğini söyledi. Open Subtitles ديكس حزم حقائبه يقول أنه لا يريد العيش في كذبة بعد الآن
    Margaret, yaratılmasına yardım ettiği bir yalanın içinde sıkışıp kalmıştı. Open Subtitles مارغريت كانت محبوسة في كذبة شاركت بتأليفها
    Ve bir yalan uydurmayı düşünürken vakit kazanmak amacıyla soru sormayı bırak. Open Subtitles ولا تقم بذلك الأمر، عندما تُسأل سؤالاً، تفكّر في كذبة.
    Bir yalana saplanıp kalmışsın, kardeşim. Open Subtitles إنّك محاصر في كذبة يا أخي الصغير
    Drew'un Bir yalanı yaşamasına izin vermek adil değil. Open Subtitles هذا ليس عدلاً " أن نترك " درو يعيش في كذبة
    Bir yalanı yaşamanın nasıl bir şey olduğunu bilirim. Open Subtitles أعرف أن هذا مثل أن تعيش في كذبة.
    Ve artık Bir yalanı yaşayamam. Open Subtitles ولا يمكنني العيش في كذبة بعد الان.
    İşin aslı... 3 yıldır Bir yalanı yaşadıktan sonra geleceği düşünememek nedir bilir misiniz. Open Subtitles .... الأمر هو بعد ثلاث سنين من العيش في كذبة
    Bir yalanı yaşıyormuşum. Open Subtitles لقد كنت أعيش في كذبة.
    O zaman Bir yalanı yaşarız. Open Subtitles سوف نعيش في كذبة
    Aslında artık bir yalanla yaşamadığım için rahatlamıştım. Open Subtitles في الواقع ارتحت من العيش في كذبة
    Senin evde olduğun her dakika Dylan'ın kızına karşı bir yalanla yaşaması demek. Open Subtitles (بقائك هُنا, سوف يجبر (ديلان على العيش في كذبة مع إبنتنا. في كل مرة تكون في المنزل
    Gerçeğin bizi özgür bırakacağını düşünmüştüm ama şimdi daha büyük bir yalanın içinde hapsoldum. Open Subtitles اعتقدت بحق أن الحقيقة ستحررنا لكني الآن عالقة في كذبة أكبر
    İnsanlar genellikle bir yalanın içinde yaşamaktan mutlu olmuşlardır. Open Subtitles الناس غالباً كانوا سعداء بالعيش في كذبة
    Hepimiz kocaman bir yalanın içinde yaşıyoruz. Open Subtitles نحن نعيش كلنا في كذبة كبيرة
    Bir şeyler uydurmaya, mantıklı bir yalan bulmaya çalıştım ama bulamadım. Open Subtitles وحاولت التفكير في شيء، في كذبة منطقية، لكن لم أتمكن من ذلك.
    Bir şeyler uydurmaya, mantıklı bir yalan bulmaya çalıştım ama bulamadım. Open Subtitles وحاولت التفكير في شيء، في كذبة منطقية، لكن لم أتمكن من ذلك.
    Cal size ne söylediyse yalan. Bir yalana inanamazsınız. Open Subtitles أقصد أن أيّما كان ما قاله لكَ (كال)، فإنّه كذبٌ، ولا يُمكن الوثوق في كذبة.

    Les mots et expressions les plus fréquents

    Arabe-Turc: 10k, 20k, plus | Turc-Arabe: 10k, 20k, plus