| Bu bir iki ay sonra bir hademe tarafından üniversitenin deposunda bulundu. | Open Subtitles | هذا وجد بعد شهرين من قبل بواب في مخزن آر سي سي |
| Bu yüzden gemi deposunda kulübe yapacak kadar çok odun var. | Open Subtitles | لذا، في مخزن السفينة، هناك ما يكفي من الخشب لبناء كوخ. |
| Bu sayfaları özgürleştirip, sayısallaştırdığımızı düşünün, sonra da büyük, birbiri ile bağlı, küresel bir depoda sakladığımızı. | TED | إذاً، تحرير هذه الصفحات وتخيلوا رقمنتها، حسناً، ثم تخزينها في مخزن عالمي متشابك الوصلات. |
| Onu soğuk bir depoda tutuyorum. | Open Subtitles | أَحتجزُه ببساطة في مخزن بارد على سبيل المثال. |
| Ne biçim bir adam bir cenaze evinin tabut odasında yaşar? | Open Subtitles | يعيش في غرفة في مخزن للقبور في منزل للجنائز |
| Küçükler liginin başkanı Bethany Van Pelt, cesedi parçalara ayrılıp terk edilmiş bir depoya saçılmış bir fahişenin konusunu mu açtı? | Open Subtitles | تم تقطيع اوصالها ومن ثم تركت مبعثره في مخزن معزول؟ |
| Çünkü bu bir oyuncak mağazasında göreceğiniz şeydir ve bir oyuncak mağazasında olduğunuzu düşünüyorsunuz, çünkü... | Open Subtitles | هذا ما تراه في مخزن للألعاب ويجب أن تعتقد أنك في مخزن للألعاب |
| Sanki dükkandan aldıklarım gibi oluyor. | Open Subtitles | مثلما إشتريتهم في مخزن |
| Kocaman böcek kafalı bir adamın, samanlıktaki bir kızın ırzına geçişinin senaryosunu yaz diye ödeme yapıyorum. | Open Subtitles | لقد دفعت لك أن تكتب نصاً حول رجل ذي رأس حشرة كبير يغازل فتاة في مخزن التّبن، |
| Evcil hayvan dükkanının arkasındaki bir terzi ne derece iyi olur bilemiyorum. | Open Subtitles | خياط في غرفة خلفية في مخزن حبوب ؟ |
| Tanrım, deposunda çalıştığın işyerine bisikletle gidiyorsun. | Open Subtitles | أقصد, يا إلهي أنت تقود دراجة للذهاب للعمل في مخزن |
| Tanrım, deposunda çalıştığın işyerine bisikletle gidiyorsun. | Open Subtitles | أقصد, يا إلهي أنت تقود دراجة للذهاب للعمل في مخزن |
| Arkadaşım bir halı deposunda çalışıyor ve onlar iş için dışarı çıkardılar.Arkadaşım bunu bana bıraktı. | Open Subtitles | صديقي يعمل في مخزن للسجاد ، وقد غادر لبعض الأعمال ، وترك هذه لي |
| Blthe Yolu'nun orada bir kimya deposunda benzinciye 24 km. mesafede. | Open Subtitles | في مخزن كيميائي مِن طريقِ بليث، 15 ميل غرب تلك محطة البنزين |
| Ama burada kendimi hiç telaşa sokmuyorum... ..çünkü 81'deki bir depoda çıkan yangının bizi bu katta etkilemesi mümkün değil. | Open Subtitles | لا أريد أن أشغل بالي بحريق في مخزن بالطابق الـ 81 لأنه ليس محتملاً أن يؤثر علينا هنا |
| 6 saat önce bir depoda silah yapılabilecek plütonyum bulundu. | Open Subtitles | لقد وجدنا سلاح ذرى مخبأ في مخزن باطراف المدينة وهناك سلاح نووى يجمع لينفجر اليوم |
| - Penceresiz bir depoda bir arada tutulurlar, dışkı içinde yürürler... | Open Subtitles | يتم حشرها سوية في مخزن بلا نوافذ مع الخوض بالفضلات الى أن يتم قطع عنقها |
| Tabanca kanıt odasında dururken kurbanımızı nasıl öldürmüş? | Open Subtitles | وصادرت السلاح وسُجل في مستنداتها. إن كان ذلك السلاح لا يزال في مخزن الأدلة؛ |
| Onları taşıması için birilerini bulup, ...bir depoya koydurabilirim. | Open Subtitles | أستطيع ربما أن أجلب بعض الأشخاص لنقلهم ووضعهم في مخزن بمكان ما، أستطيع إستئجار مكان |
| Çok güzel. - Brian bir müzik mağazasında çalışıyor. | Open Subtitles | يعمل براين في مخزن كاسيت جديد ومستعمل. |
| Sanki dükkandan aldıklarım gibi oluyor. | Open Subtitles | مثلما إشتريتهم في مخزن |
| Kocaman böcek kafalı bir adamın, samanlıktaki bir kızın ırzına geçişinin senaryosunu yaz diye ödeme yapıyorum. | Open Subtitles | لقد دفعت لك أن تكتب نصاً حول رجل ذي رأس حشرة كبير يغازل فتاة في مخزن التّبن، |
| Evcil hayvan dükkanının arkasındaki bir terzi ne derece iyi olur bilemiyorum. | Open Subtitles | خياط في غرفة خلفية في مخزن حبوب ؟ |
| Ned üç gün önce McAlester'ın dükkanında görülmüş. | Open Subtitles | لقد شوهد ند قبل ثلاث ايام في مخزن مكاليستر |