| Yani Çin küresel çapta çevremizin geleceği için sürücü koltuğunda oturuyor. | TED | فالصين في مقعد السائق الآن وتحدد مستقبلنا البيئي العالمي. |
| Altı yaşındaki manken de bir oto koltuğunda, ve ve berbat görünse de bu harika. 400 civarında, tamam? | TED | في مقعد السيارة, ولكنه يظهر نتائج مفجعة , لكن جيدة نسبيا 400 نقطة |
| Artık Sir lsaac Newton pilot koltuğunda oturuyor. | Open Subtitles | لقد وضعنا جاذبية اسحاق نيوتين في مقعد القيادة |
| Sizi her gün etkileşim halinde olduğunuz gerçek dünya bırakmaktansa, sürücü koltuğuna koymanın daha iyi yolu nedir? | TED | وهل من طريقة أفضل لإعادتك في مقعد القيادة من إعادتك إلى العالم الحقيقي الذي تتفاعل معه كل يوم |
| Eğer bir çocuğu oto çocuk koltuğuna oturtturursanız, çocukların %18.2'si ölüyor. | TED | إذا وضعت الطفل في مقعد السيارة ، 18.،2 في المئة من الأطفال يموتون |
| Kayıt: ♫ Papatya, Papatya ♫ ♫ Cevap ver bana ♫ ♫ Deli divaneyim ♫ ♫ senin tüm aşkına ♫ ♫ Bu şık bir evlilik olamaz ♫ ♫ Bir arabaya param yetmez ♫ ♫ Ama iki kişi için yapılmış bir bisikletin ♫ ♫ oturağında tatlı görüneceksin ♫ AK: James Surowieki'nin kalabalıkların bilgeliği hakkında şöyle bir fikri var, yani, bir sürü insan herhangi bir bireyden daha akıllıdır. | TED | تسجيل: ♫ دايزي ، دايزي♫ ♫ أعطني اجابتك ♫ ♫ لقد شارفت على الجنون ♫ ♫ كل هذا من أجل حبك ♫ ♫ لن يكون فرحا مبهرا ♫ ♫ ليس في امكاني تحمل تكاليف عربة ♫ ♫ ولكن كنت ستبدين رائعة في مقعد ♫ ♫ دراجة صنعت لأثنين ♫ آرون: جيمس سورويكي كان له فكر حكمة الحشد، والتي تقول ان مجموعة من الناس أذكي من أي شخص. |
| Öğle yemeği ile bir şişe içerim ve daha sonra öğleden sonraysa yan koltukta sızmış hâlde otururum. | Open Subtitles | ديك زجاجة في وقت الغداء، وبعد ذلك ... محرك يقلب الركود في مقعد الراكب في فترة ما بعد الظهر. |
| Jim'le yer değiştirdim. Pilot koltuğundayım. | Open Subtitles | لقد تبادلت المقاعد مع جيم أنا الآن في مقعد الطيار |
| Rhonda'nın arabası düz vites ve ben sürmeyi öğrenene kadar... bayanlar koltuğunda oturmak zorundayım. | Open Subtitles | سيارة روندا معضلة وإلى حين أن أتعلم كيف أقودها يتوجب علي الجلوس في مقعد السيدات |
| Jer, sana katılıyorum. Ben de kontrol bende olsun isterim. Sürücü koltuğunda ben olmalıyım. | Open Subtitles | جير أنا معك أن أكون مسيطراً أحبّ أن أكون هناك في مقعد السائق |
| Arabamın yolcu koltuğunda saklanır ve pencereden sihirli şeyler savurur. | Open Subtitles | حيث يختفي في سيارتي في مقعد الركاب و يقوم بأللاعيبه السحرية خارج النافذة |
| Bir araba yolun kenarına çekmiş, sürücü koltuğunda bir adam var. | Open Subtitles | سيارة على جانب الطريق ذكر لوحده في مقعد السائق |
| Sanırım arka koltuğunda yere çömelir, sen de beni götürebilirsin. | Open Subtitles | , أظن أنه يمكنني الاختباء في مقعد سيارتكِ الخلفي و يمكنكِ أن توصليني |
| Sürücü koltuğunda, bir tane laptop var. Eğer düşünemezsen... | Open Subtitles | هناك كمبيوتر محمول في مقعد السائق اذا كنت لا تمانع |
| İzlerin yönü, sürücü koltuğunda olmadığınızı gösteriyor. | Open Subtitles | واتجاه الطباعة يعني ذلك أنك لم تكن في مقعد السائق. |
| Bu sayede onu laboratuvarımdan alıp arabanın sürücü koltuğuna oturtabildin. | Open Subtitles | لهذا كنت قادرة على نقله خارج مختبري وتضعيه في مقعد السائق |
| Hostes koltuğuna oturmalıyım. | Open Subtitles | علي أن أجلس في مقعد الطيار لأستطيع اخبار الطيار |
| Kendini hazır ve emin hissettiğinde, şoför koltuğuna oturursun. | Open Subtitles | وإذا كنت تشعر ثقة، واستعداد، و كنت الانزلاق في مقعد السائق. |
| Çocuğu arabanın koltuğuna koyarsın, bağırırlar ve bağırırlar. | Open Subtitles | ستضعين طفلاً في مقعد السياره وسيصرخون وسيصرخون |
| - Pencere oturağında. | Open Subtitles | - في مقعد النافذة - |
| Neden Hope'un oturağında jambon var? | Open Subtitles | لماذا هناك لحم خنزير في مقعد (هوب)؟ |
| Senin yan koltukta ne işin vardı, be adam? | Open Subtitles | ماذا ... ماذا كنت تفعل في مقعد الراكب ؟ |
| Ben Holly! Bak kız arkadaş koltuğundayım! | Open Subtitles | أنا هولي في مقعد الفتاة الحميمة |