Sizinle kalıp, babamla güzel bir yere yerleştiğinizde yüzünü görmek isterdim. | Open Subtitles | أود أن أكون معكم و أن أراك بصحبة أبى عندما تستقرون في مكان جميل |
Sizinle kalıp, babamla güzel bir yere yerleştiğinizde yüzünü görmek isterdim. | Open Subtitles | أود أن أكون معكم و أن أراك بصحبة أبى عندما تستقرون في مكان جميل |
Hayatımda hiç yapmadığım şey, sanırım ... böyle güzel bir yere gelebilmek, ... bu kadar inanılmaz şeyler yapabilmekti. | Open Subtitles | أنا لم أفكر في حياتي مطلقاً أنه سينتهي بي الأمر في مكان جميل كهذا و أن أرى أشياء كثيرة مذهلة |
Bebeklerinin fiziksel rahatsızlıkları iyi ele alındı ve onlara güzel bir yerde birlikte zaman geçirme imkanı verildi. | TED | تم التدبير الجيد لعدم الراحة الجسدية لطفلهم وتم منحهم جميعًا الوقت ليكونوا معًا في مكان جميل. |
Ve eğer, çalışmam gerekiyorsa bile, güzel bir yerde güzel bir kızlada çalışabilirim. | Open Subtitles | وإذا كان علي الدراسه فسأدرس حينها في مكان جميل مع فتاه جميله |
"Birini ölüme aşık edecek bir şey varsa o da çok güzel bir yere gömülmektir." | Open Subtitles | يمكن أن يجعل سقوط واحدة في الحب مع الموت، أن يدفن في مكان جميل جدا . |
güzel bir yere kaçarım. | Open Subtitles | وأختفي في مكان جميل |
Kız arkadaşınla güzel bir yerde, hoş bir... ..yemek yemişsin. | Open Subtitles | تناولتَ وجبة لذيذة مع رفيقتك في مكان جميل.. |
Evet, mutlu, üzücü bir gün, ama uzun bir hayat yaşadığı ve güzel bir yerde olduğu ve uykusunda öldüğü için minnettarız. | Open Subtitles | نعم ، إنه يوم سعيد و حزين لكننا ممتنون لأنها عاشت عمراً طويلاً وهي في مكان جميل وقد ماتت في منامها |
İyi de, nasıl olur da tüm aile böyle güzel bir yerde ölür? | Open Subtitles | على كل حال , اخبرني كيف لعائلة كامله ان تموت في مكان جميل كهذا ؟ |
Yedi yıldır buralarda yoktun ve ben de düşündüm ki Moskova'da güzel bir yerde olmak senin için güzel bir değişik olur. | Open Subtitles | حسنا، أظن أنك بعيدا لمدة سبع سنوات وسوف يكون هناك تغيير لطيفة لك أن تكون في مكان جميل في موسكو. |
güzel bir yerde güzel bir geleceğe. | Open Subtitles | إلى مستقبل جميل في مكان جميل |