| Ve o, sıcaklığı Çok artırdığımız için bizi azarladıktan sonra, sorumuzun tamamen aptalca olduğunu bize söylerdi. | TED | حسنا، بعد أن يلومنا لدورنا في رفع درجات الحرارة في الأرض.. سيقول سؤالنا في منتهى الغباء. |
| Beni en Çok hayrete düşüren şey de şu: Bu kadının diş temizliğinin mükemmel olmasını beklersiniz. | TED | والشئ المدهش أنه أنكم تعتقدون أن هذه المرأة تمتلك فم في منتهى النظافة |
| Çok akıllı bir seçim yaptın. Kolay gelsin. | Open Subtitles | لقد اتخذت قرار في منتهى الحكمه داوم على هذا العمل الجيد |
| İkiyüz hala serbest ve Çok tehlikeli. | Open Subtitles | تمكن هارفي ذو الوجهين من الفرار وهو مازال في منتهى الخطورة |
| Özür dilerim Bay Latura. Çok kabalık ettim. | Open Subtitles | انا آسفة ياسيد لاتورا لقد كان هذا في منتهى الوقاحة |
| bunlar sadece polis kayıtlarına geçen birkaç kayıt Çok dikkatli olmalıyız | Open Subtitles | هذه كانت بعض صوره متنكراً من واقع سجلات الشرطة يجب أن تكونوا في منتهى اليقظة |
| Bankayı soymak Çok eğlenceli oldu! Bir bankaya daha ne dersiniz, ortaklar? | Open Subtitles | سرقة بنك كانت في منتهى السهولة ما رأيكم أن نسرق معاً بنك آخر ؟ |
| Evlendiğimizde Çok mutlu olacağımızı düşünmüştüm. | Open Subtitles | حين تزوجنا ظننت بأننا سنكون في منتهى السعادة |
| Ancak kostüm ortaya çıktığında... hayattaki en basit bazı şeylerin... en Çok tehlikeli hissettirdiğini keşfettim. | Open Subtitles | ولكني أكتشف أنه عند نزع الزي بعض من أبسط الأشياء في الحياة ما زالت تبدو في منتهى الخطورة |
| Bana Çok iyi davrandınız. | Open Subtitles | انا اعني ، انكم كنت في الحقيقه في منتهى اللطف معي |
| Doğru açıyı bulamıyorum. Işık ya Çok sıcak, ya Çok soğuk. | Open Subtitles | لا أستطيع العثور على الملاك المناسب الأضواء ساخنة جدا ، وهن في منتهى البرود |
| Daha tehlikesiz bir yol sunamadığım için Çok üzgünüm. | Open Subtitles | أنا فعلا آسف.. على اقتراحي لك حل أخير في منتهى الخطورة. |
| Sevgililer Günü'nün bugün olduğunu unuttuğum için kendimi Çok aptal hissediyorum. - Hayır. | Open Subtitles | أشعر أنني في منتهى الغباء أنني نسيت أن اليوم هو عيد الحب |
| Ne kollar, ne bacaklar, hiç, ama bir kelebeğin kanadında benek olduğumun farkındaydım, kesinlikle Çok güzel kelebeğin. | Open Subtitles | لا ذراعان ولا رجلان ولا أي شئ ولكني أدركت أنني نقطة على جناح فراشة في منتهى الجمال |
| Çok basit, sadece şöyle bastırıp, bırakacaksın. Küçük, nazik sıkışlar. | Open Subtitles | لا تقلق ، الأمر في منتهى السهولة مجرد ضغط وسحب بخفّة |
| Annemi tanımıyorsunuz ama bu yakınlarda benden haber alamazsa gerçekten Çok aptalca bir şey yapacaktır. | Open Subtitles | أنتِ لا تعرفين أمي، ولكنها إذا لم تتلقى إتصالاً مني قريباً، فسوف ترتكب فعلاً في منتهى الحماقة. |
| Beni Çok mutlu ettin. Ama önümüzdeki iki hafta tam bir işkence olacak. | Open Subtitles | جعلتِني في منتهى السعادة لكنْ سيكون الأسبوعان القادمان عذاباً |
| Beni Çok mutlu ettin. Ama önümüzdeki iki hafta tam bir işkence olacak. | Open Subtitles | جعلتِني في منتهى السعادة لكنْ سيكون الأسبوعان القادمان عذاباً |
| Bak söylüyorum sana Çok tehlikeli bir iş bu. | Open Subtitles | علي ان اقول لك ,يا رجل هذا شيئ في منتهى الخطورة |