| İmparator Sayı haricinde, onu, çölde yuvalanmış eski bir yaratığın ağzına attılar. | TED | باستثناء رقم الإمبراطور، والذي ألقوه في فم مخلوق تعشيش قديم في الصحراء. |
| Tatsız bir konuda eski bir dostuna tavsiye verecek olsan ne dersin? | Open Subtitles | لذا، بدون فرض، لكن أتشعر بتقديم النصيحة لصديق قديم في وضع شائك؟ |
| Ama eğer bir bardak kahve istersen o civarda eski bir fırın var. | Open Subtitles | ولكن إذا كنت ترغبين ،كوب من القهوة هناك مخبز قديم في ذلك الحي |
| Ama eğer bir bardak kahve istersen o civarda eski bir fırın var. | Open Subtitles | ولكن إذا كنت ترغبين ،كوب من القهوة هناك مخبز قديم في ذلك الحي |
| Chicago'da eski bir dostum var, ismi Henry Gondorff. | Open Subtitles | لدي صديق قديم في شيكاغو أسمه هنري غندروف |
| Buna sebep olan eski Barrow aile sorunuymuş. | Open Subtitles | انه اضطراب قديم في عائلة بارو انبعث |
| Ara sıra ziyarete gelen eski bir okul arkadaşı peydahlanmıştı. | Open Subtitles | كان هناك صديق قديم في المدرسة معتاد على زيارتها من حين لآخر ذات يوم وقع بيننا شجار |
| eski bir parçanın yeni düzenlemesi. | Open Subtitles | ترتيبجديد لموضوع قديم في الإيقاع والكآبة |
| Tanrının unuttuğu yerde eski bir teknenin içindeyiz. | Open Subtitles | لا, فقط الذهاب الى قارب قديم في أسفل مقطع الحجارة في نيويورك |
| Seni görmek çok güzel. eski bir dostla birlikte olmak çok güzel. | Open Subtitles | من الرائع رؤيتكِ، من الجميل أن يكون صديق قديم في الأنحاء |
| İlgini çeker mi çekmez mi bilmem ama kadınları etkilemek için arabada eski bir uzay giysisi bulunduruyorum. | Open Subtitles | لا أعلم إنْ كان سيهمّك، لكن، احتفظ بزي فضائي قديم في السيارة لإثارة إعجاب النساء |
| Molarki, Pennsylvania montahas'a ait eski bir likördür. | Open Subtitles | ملاركي شراب قديم في تلال بنسلفانيا الخلفية |
| eski bir, 1. müfreze denizcisiyle tanışmak benim için bir ayrıcalık. | Open Subtitles | إنه لشرف لي أن أجتمع مع محارب قديم في القسم البحري الأول |
| Tuvalete doğru giderken eski bir arkadaşımla karşılaştım. | Open Subtitles | تقابلت مع صديق قديم في الطريق إلى الحمام |
| eski bir asker dostun, yardım için gelemez mi? | Open Subtitles | ألا يمكن لصديق قديم في الجيش القدوم ومد يد المساعدة؟ |
| Hayır, sadece eski bir kovboy filmi izliyorduk. | Open Subtitles | لا، كنا نشاهد فيلم غربي قديم في التليفزيون فحسب |
| Aslında, WLVU'daki eski bir meslektaşımdan. | Open Subtitles | في الواقع , اقترضته من زميل قديم في جامعة غرب لاس فيقاس |
| Çocukları Bıçak Maratonu izleyecekleri yere kadar takip ettim. 4. Dylan Yolu üzerindeki terk edilmiş, eski bir çiftlikteler. | Open Subtitles | لقد وجدتُ حفلة الستابثون يوجد مبنى قديم في مزرعه ديلين |
| En yeni birleşmenin başında da eski ve saygı duyulan bir isim var. | Open Subtitles | والدمج الأحدث كان لديه إسم محترم قديم في مجال الإدارة |
| Buna sebep olan eski Barrow aile sorunuymuş. | Open Subtitles | انه اضطراب قديم في عائلة بارو انبعث |