| Polis raporunda ölü kadının iki elmas küpesi vardı diyor. | Open Subtitles | ورد في تقرير الشرطة أن المرأة كانت تضع قرطين |
| Sorun bu iste. Eve Andrews öldüğünde iki küpesi vardı. | Open Subtitles | حسناً هذا مافي الأمر كانت إيف أندروز تضع قرطين عند موتها |
| Sen ona vücudunu vermedikçe, o sana böyle küpeler almaz. | Open Subtitles | لا أحد يهديك قرطين كهذين آن لم تعطيه شيئاً في المقابل |
| Tekstil kralının karısına zümrüt küpeler götürüyordum. | Open Subtitles | أجل، كنت أوصل قرطين من الزمرد للسيدة زوجة الرجل الهام |
| Uyduruk bir çift küpe verdin diye... istediğin her şeyi yapabileceğini sanma. | Open Subtitles | لا تعتقد بأني سأفعل أي شيء ! لأحصل على قرطين رخيصين ! |
| Atom taşı küpelerden takıyordu. | Open Subtitles | تردي قرطين من الزيركونيا المكعب |
| Oh. Bir gece eve bir çift safir küpeyle geldiğini hatırlıyorum. | Open Subtitles | أذكر أنها عادت للمنزل ذات ليلة ومعها قرطين من الياقوت الأزرق |
| İki elmas küpesi var. | Open Subtitles | تضع قرطين ماسيين |
| Arkaya yatırmıştı ve inci küpeler takıyordu. | Open Subtitles | منسدلاً و كانت ترتدي قرطين من اللؤلؤ |
| Bir keresinde Barbados'a gitmiş ve dönüşte safir küpeler getirmişti. | Open Subtitles | "ذات مرة ذهب إلى "باربادوس .. وأحضر لي معه .. قرطين من الياقوت |
| - Sana şal, göz damlası, ağrı kesici ve... - ...bir çift küpe getirdim. | Open Subtitles | ...و قرطين لاذنيك ولكن بالنسبة لشعرك |
| Sadece bir çift küpe... | Open Subtitles | إنها مجرد قرطين ! |
| Atom taşı küpelerden takıyordu. | Open Subtitles | تردي قرطين من الزيركونيا المكعب |
| O küpelerden fazlasını aldı. | Open Subtitles | لقد أخذت أفضل من قرطين |
| Bir gece eve bir çift safir küpeyle geldiğini hatırlıyorum. | Open Subtitles | أذكر أنها عادت للمنزل ذات ليلة ومعها قرطين من الياقوت الأزرق |