| Ama bu günahımı Canterbury Baş Piskoposu'ndan başkası çıkaramaz. | Open Subtitles | ولكن ذنبي يجب أن يكتمه رئيس أساقفة "كانتبري" لنفسه |
| Canterbury hem daha güzel hem de hali hazırda yapılı! | Open Subtitles | كانتبري" قصر جميل جداً" ولا تحتاج إلى بناء |
| Canterbury Başpiskoposu ihanet suçlamasıyla suçlu bulundu ve krallıktan derhal kaçtı. | Open Subtitles | مطران (كانتبري) حُكم عليه بإنه مذنب بالخيانة ففر على الفور هاربا من مملكته |
| Canterbury yoluyla, 12. yolun kesiştiği yerde, terk edilmiş bir benzinci var. | Open Subtitles | هناك محطة وقود مهجورة بعد تقاطع الطريق12 وطريق (كانتبري). |
| Stephen tahta geçince Canterbury Baş Piskoposu olmak istiyorum. | Open Subtitles | أتمنى أن أكون "رئيس أساقفة "كانتبري عندما يستعيد الملك (ستيفن) عرشه |
| Ayrıca burada, sevgili Piskopos Waleran'ın yakında Canterbury Baş Piskoposu olmasını da kutlayacağız. | Open Subtitles | (وأسقفنا المبارك، (واليرن "الذي تم ترقيته إلى رئيس لأساقفة "كانتبري نحن نحتفل هنا اليوم |
| Canterbury'e olan yol boyunca dizilip alkış tutmuşlar. | Open Subtitles | وهتفوا له إلى أن وصل إلى (كانتبري) |
| Canterbury Yolu'ndaki kazada kızı ve karısı ölen adam bu. | Open Subtitles | في حادث السيارة على طريق (كانتبري). |
| Canterbury Yolu! | Open Subtitles | طريق (كانتبري)! |
| Canterbury yolu mu? | Open Subtitles | طريق (كانتبري)؟ |
| Canterbury, İngiltere. | Open Subtitles | بـ (كانتبري) إنكلترا |