| Çok tutkulu ve saygılı bir ilişkiydi ama ben eski bir sakız gibi bunu çöpe attım. | Open Subtitles | لقد كانت علاقة قوية التى قذفتها كـ علكة قديمة |
| Tek gecelik bir ilişkiydi. O bunu hak etmedi bile. | Open Subtitles | كانت علاقة ذو ليلة واحدة، إنّها لا تستحق ذلك. |
| Kesinlikle sıra dışı bir ilişkiydi çünkü koşullar yüzünden bir babayla kızının bu kadar yakın olması pek görülmez. | Open Subtitles | بالطبع كانت علاقة غير عادية كذلك بمعنى أنه لم يكن معتاداً أن تكون لأب بابنته علاقة وثيقة |
| Belki de onun için öylesine bir ilişki senin için daha anlamlıydı. | Open Subtitles | ربّما ما كانت علاقة عابرة بالنسبة له عنت لكِ أكثر من ذلك. |
| Gizli kapaklı bir ilişki yaşadıklarını hemen anladım. | Open Subtitles | عرفت على الفور بأن هُناك علاقة سِريّة بينهم رُبما كانت علاقة جنسية |
| 2012 sonbaharında Nick'le Robin'in ilişkisi güzel gidiyordu. | Open Subtitles | في خريف 2012 كانت علاقة "نيك" و "روبن" قوية |
| Anılarımız oldu, beraber gülüştük, inişlerimiz çıkışlarımız oldu. Bizimkisi gerçek bir ilişkiydi. | Open Subtitles | ذكريات وضحك، كبوات وارتقاءات لقد كانت علاقة حقيقيّة |
| Güzel bir ilişkiydi. | TED | كانت علاقة جميلة، كنا نواصل ونواصل |
| "Güzel bir ilişkiydi ama artık bitti. | Open Subtitles | # لقد كانت علاقة لطيفة # # لكن الآن انتهت # |
| "Güzel bir ilişkiydi ama artık bitti | Open Subtitles | # لقد كانت علاقة لطيفة # # لكنها انتهت الآن # |
| Ama o derin ve anlamlı bir ilişkiydi. | Open Subtitles | لكنّها كانت علاقة عميقة وذات مغزى. |
| Elverişli bir ilişkiydi. Duygusal bir bağ yoktu. | Open Subtitles | كانت علاقة آنيه وخالية من العواطف |
| Kısa sürdü ama ciddi bir ilişkiydi. | Open Subtitles | ،لقد كانت علاقة قصيرة لكن جدية |
| Görünene göre tek gecelik bir ilişkiydi. | Open Subtitles | كما يبدو، أنها كانت علاقة عابرة. |
| İlişki olduğunu söylemedim. Ondan birkaç heykel almıştım. | Open Subtitles | حسناً ، لن أقول أنّها كانت علاقة اشتريتُ تمثالين منها |
| Ki biz bunun özel bir ilişki olduğunu zannediyorduk ve çalışmamızın bütün haklarını size vermiştik. | Open Subtitles | والتي نفترض أنّها كانت علاقة حصرية، وبموجبها منحناك حقوق كل أعمالنا. |
| Özellikle de alt tabaka bir Amerikalı ve yeni Prenses Di olmak isteyen kız ile yaşadığın saçma bir ilişki. | Open Subtitles | خاصتا" اذا كانت علاقة بسيطة مع فتاة اميركية فقيرة تحلم بان تصبح الاميرة القادمة |
| Şayet ilişki karması gerçek bir şey olsaydı... sadece bunun gibilerle değil, | Open Subtitles | . لو كانت علاقة " كارما " شئ حقيقي . فسأواعد السيد المسيح |
| Yani hayatımda aldığım tek risk yıllar önce bir Yunan teknesinde... küçük bir kasaba hekimiyle... ilişki yaşamaktı ve bu da bana seni verdi... | Open Subtitles | اعني , المجازفة الحقيقية التي جازفتها في حياتي , كانت علاقة مع طبيب بلدة صغيرة علي سطح سفينة يونانية من سنوات كثيرة مضت وهذا وهبني إياك |
| Senin için büyük bir ilişki. | Open Subtitles | كانت علاقة كبرى بالنسبة لك |
| Bob ve Hannah'ın ilişkisi son birkaç aydır oldukça büyük bir olaydı. | Open Subtitles | كانت علاقة (بوب) و(هانا) الغراميّة أكبر قصّة خلال هذه الأشهر القليلة الماضية. |