| Doğrusu şu ki, bütün bunlar sırasında tek düşündüğüm... sendin. | Open Subtitles | ولكن الحقيقه هي هذا الشئ الذي كنت أفكر فيه طوال الوقت كان أنتِ |
| Annen ne söyledi bilmiyorum ama ayrılmamızın asıl sebebi...sendin. | Open Subtitles | لا أعلم ما أخبرتكِ به أمكِ ولكن السبب الحقيقي لانفصالنا كان أنتِ |
| O köprüden her şey düşmeye başladığında tek düşündüğüm sendin. | Open Subtitles | عندما بدأ كلّ شيء بالإنهيار على الجسر، الشيء الوحيد الذي فكّرتُ به كان أنتِ |
| sen miydin? | Open Subtitles | هل كان أنتِ ؟ |
| sen miydin? sen miydin? | Open Subtitles | هل كان أنتِ ؟ |
| Biliyor musun, bence o sendin Sarah. Belki de yarısı sendin ne dersin? | Open Subtitles | ، ربما قد كان أنتِ يا سارا . ربما قد كان نصفك |
| Önce karanlıktı, sonradan bir ışık çatlaktan içeri süzüldü. O ışık da sendin. | Open Subtitles | كانت ظلاماً، ثم أتى ضوءٌ من خلال الشق، ذلكَ الضوء كان أنتِ. |
| Orada olduğum zaman boyunca DNA'mı almaya çalıştılar, bu olurken tek düşündüğüm sendin. | Open Subtitles | طوال الوقت الذي كنتُ فيه هناك كانوا يحاولون أخذ حمضي النووي. كل ما فكرت فيه كان أنتِ |
| Kalbinin atmaya devam etmesinin tek sebebi sendin. | Open Subtitles | السبب الذي جعل قلبه لا يزال ينبض بالحياة, كان أنتِ |
| Onlar rüya değildi. Geçmiş kurgudaki sendin. | Open Subtitles | لم تكن أحلاماً، كان أنتِ في النسخة السابقة |
| Ancak olmasını düşünemediğim tek şey sendin. | Open Subtitles | لكن ما لم أتخيل حدوثه كان أنتِ |
| Ancak olmasını düşünemediğim tek şey sendin. | Open Subtitles | لكن ما لم أتخيل حدوثه كان أنتِ |
| Daniel'ın hastanesine karşı oy kullanan sendin. | Open Subtitles | كان أنتِ من صوت ضد جناح دانييل |
| Hayır, Aeryn Sun, sendin. | Open Subtitles | لا , "أرون سون" , لقد كان أنتِ |
| Geyik her ortaya çıktığında onu konuşturan sendin, değil mi Jing'er? | Open Subtitles | وكل وقت يظهر فيه الغزال كان أنتِ من يتكلم بصوته أليس كذلك، (جينغر)؟ |
| Hiç beklemediği şey sendin, Nicole, yaptığı her şeye tanık oldun. | Open Subtitles | ،الشيء الوحيد الذي لم يتوقعّه (كان أنتِ (نيكول وأن تشاهدي الأمر برمته |