| Okuldan nefret ettiği için tüm vaktini spor yaparak geçiriyordu. | Open Subtitles | كان يكره المدرسة لذا كان يقضي جُل وقته في ممارسه الرياضة |
| Hem zaten bütün vaktini o zengin doktorla geçiriyordu. | Open Subtitles | أعني، بجانب أنه كان يقضي أغلب وقته مع ذلك الطبيب الغني |
| Hayır. Çok yoğundu. İşinde çok vakit geçiriyordu. | Open Subtitles | كلا، كان مشغولا جدّاً، كان يقضي ساعات كثيرة في عمله. |
| Uyanık olduğu her saatini internette, onu rahatlatacak bir şey arayarak geçirdi. | Open Subtitles | كان يقضي ساعات على الإنترنت، محاولاً العثور على شيئ يريحه. |
| Bayan Watkins'le çok vakit geçirdi. | Open Subtitles | لقد كان يقضي بعض الوقت مع السيدة واتكينز |
| Gerçi zamanının çoğunu kelebek kovalayarak geçirirdi. Ben yapmam öyle bir şey. | Open Subtitles | بالطبع ، كان يقضي معظم وقته يلاحق الفراشات |
| - Evet, zamanının çoğunu bizim evde geçirirdi. | Open Subtitles | نعم، لقد كان يقضي الكثير من الوقت بمنزلنا. |
| Evet... ama bu cinayet için değil. Bu cinayet gerçekleştiğinde... maksimum güvenlikli bir hapisanede 3 tane ardışık ömür boyu hapis cezasından yatıyordu. | Open Subtitles | نعم لكن ليس بسبب هذه الجريمة لأنه عند حدوثها كان يقضي ثلاث أحكام سجن مؤبد في سجن مشدد الحراسة |
| Bay Barton burada çok iyi vakit geçiriyor ve... | Open Subtitles | السيد برتون كان يقضي وقت سعيد في الحقيقة لا أنا بحاول أصحي |
| İş yerinde, her zamanki suç ortağım o yazı, büyükannesi ve büyükbabasıyla geçiriyordu. | Open Subtitles | في العمل، شريكي المعتاد في الجريمة كان يقضي الصيف مع جده وجدته |
| Koruma görevlimiz Sterling bütün vaktini bir içeri bir dışarı giderek kütüphanedeki ve parktaki herkesi kontrol ederek geçiriyordu çünkü zaman zaman birinin aşırı dozdan şoka girip ölme ihtimali yaklaşıyordu. | TED | سترلينغ، حارسنا، سوف كان يقضي وقته في المشي داخل وخارج المبنى وفي جميع أنحاء الحديقة، للتأكد باستمرار من أن الجميع آمن، لأنه في بعض الأحيان، خوفنا من وجود شخص ما بجرعة زائدة والموت أصبح أكبر. |
| Ve o bütün gecelerini hukuk fakültesinin kütüphanesinde geçiriyordu. | Open Subtitles | كان يقضي كل ليلة في مكتبة الجامعة يدرس |
| Bazen bütün gecesini burada geçiriyordu. | Open Subtitles | كان يقضي الليل كله هنا في بعض الأحيان. |
| O dağda hayatının en mutlu anlarını geçiriyordu. | Open Subtitles | كان يقضي أفضل أوقاته على الجبل |
| Ölümden sıyrılmış şekilde, zamanının çoğunluğunu Waldorf-Astoria'daki suitinde geçirdi. | TED | يتفاداه الموت، كان يقضي معظم وقته في جناحه بفندق والدورف-استوريا. |
| Cantor tüm profesyonel hayatını burada geçirdi. | Open Subtitles | حيث كان يقضي (كانتور) حياته المهنية بأسرها. |
| Bütün vaktini burada çizgi romanlarının başında geçirirdi. | Open Subtitles | كان يقضي كل وقته هنا مع كتبه الهزلية |
| Onlarla, benimle geçirdiğinden fazla vakit geçirirdi. | Open Subtitles | كان يقضي وقتاً كثيراً معهم أكثر مني |
| Adam silah kaçakçılığından yatıyordu. | Open Subtitles | كان يقضي هذا الرجل مدته بسبب المتاجرة بالأسلحة والمخدرات |
| Sanki beni bulduktan sonra kötü vakit geçiriyor gibi | Open Subtitles | يبدو انه كان يقضي وقتاً رائعاً |