| Marina vatandaş değildi, muhtemelen Hosty onu sınır dışı etmekle tehdit ediyordu. | Open Subtitles | انها لم تكن مواطنة , لذلك ربما كان يهدد بترحيلها إلى روسيا |
| Harvey Disher onu buldu.Onu yoketmen için seni tehdit ediyordu. | Open Subtitles | وجدت هارفي دشر ذلك. وكان كان يهدد يحولك في. |
| Yanına vardığımda adamı ihbar etmekle tehdit ediyordu. | Open Subtitles | بحلول الوقت مسكت به، انه كان يهدد الرجل للدخول اليها. |
| Eline bir lokma anahtarı versinler diye üsteki herkesi öldürmekle tehdit ediyordu. | Open Subtitles | كان يهدد بقتل كل طيّار فى القاعدة اذا لم يحصل على مفتاح صواميل بتلك اللحظة |
| Ama çocuklarımı tehdit etmişti. | Open Subtitles | ولكنه كان يهدد اولادى اليس صحيحا أيضا |
| Clay'e bir mesaj göndermeliydik. Bizi okulla konuşmakla tehdit ediyordu. | Open Subtitles | كان علينا أن نرسل رسالة إلى كلاي كان يهدد باللجوء إلى المدرسة |
| Sanırım bebeğe zarar vermekle tehdit ediyordu. | Open Subtitles | أعتقد أنه كان يهدد بإيذاء الطفلة |
| Sana söylemekle tehdit ediyordu yani... | Open Subtitles | اه . أشعر بالغثيان حسنا , هو كان يهدد ... بـ إخبارك , لذلك كان علي |
| O ailemi tehdit ediyordu ve beni de tehdit etmişti. | Open Subtitles | كان يهدد عائلتي ويهددني |
| Telly, tahsilatı yapacak adam, Harry'i tehdit ediyordu. | Open Subtitles | (تيلي)، الذي يجمع المال، كان يهدد (هاري) |
| Hayır, Terry Driscoll'u dövmekle tehdit ediyordu. | Open Subtitles | (لا ، فقد كان يهدد بضرب (تيري دريسكول |
| Frost haksız yere işten çıkartılma davasıyla tehdit ediyordu. | Open Subtitles | فروست) كان يهدد بدعوى فصل ظالمة) |
| Peter, dinle beni. Rebecca'yı tehdit ediyordu. | Open Subtitles | (بيتر) أصغي إلي، لقد كان يهدد (ريبيكا) |
| Puştun teki elinde silahla Eric'i tehdit ediyordu. | Open Subtitles | أحد الأوغاد كان يهدد (إريك) بسلاح |
| Kendall benim tüm operasyonumu tehdit ediyordu. | Open Subtitles | كان يهدد (كندال) العملية كلها |