Şu anda uğraşım, bu operasyonun kağıttan bir ev gibi çökmesini engellemek. | Open Subtitles | الان، ما يهمني هو منع هذه العملية من الانهيار كبيت من الورق |
Evren tanıdık, ev gibi bir yerden büyük, uçsuz bucaksız boş genişliğe dönüşüyor. | Open Subtitles | أصبح الكون من كونه مألوفا كبيت لنا لوعاء ضخم ويتوسع من الفراغ |
Fark ettim ki eğer şimdi taşınamıyorsak en azından burasının gerçek bir ev gibi görünmesini sağlayabilirdim. | Open Subtitles | توقعت , أننا إن لم نستطع الانتقال الأن على الأقل أجعل هذا البيت يبدو كبيت حقيقي في النهائية |
Ve orası cenaze evi gibi kokuyor. | Open Subtitles | و المكان رائحته تبدو كبيت جنائزي |
Sanki güzel bir bebek evi gibi... | Open Subtitles | إنه كبيت اللعبة جميل جداً |
İskambil ev gibi yıkıldılar. | Open Subtitles | لقد انهاروا كبيت من ورق |
Magnolia, kağıttan yapılmış ev gibi yıkılıyor, biz de babamı hayatının hatasını yapmaktan alıkoymak için son umut kalesiyiz | Open Subtitles | ماغنوليا) قابلة تماماً للطي كبيت من الورق , ونحن آخر أمل متبقي لمنع أبي من إرتكاب أكبر خطأ في حياته |
Onu asla gerçek bir ev gibi görmedim. | Open Subtitles | -لم أشعر به يوماً كبيت |
- Tepede bir ev gibi mi? | Open Subtitles | كبيت التله؟ |
Burayı bir çeşit huzur evi gibi gör. Yaşlanırsın... Ve sonra da ölürsün. | Open Subtitles | نحن كبيت التقاعدِ نشيخ ونموت |
- Bu evi, korku evi gibi yapmışsın. | Open Subtitles | -هل صممت هذا البيت كبيت رعب؟ |
Her 400 metrekarelik kulübe kalıcı bir ev olarak tasarlandı. | TED | كل كوخ مكون من 400 قدم مربع مصمم بروعة كبيت دائم. |
Ve Central Park'da kalıcı bir ev yapıldı. | Open Subtitles | وتم وضعهم فوق الحديقة الرئيسية كبيت دائم |