"كعدو" - Traduction Arabe en Turc

    • düşman
        
    • düşmanı
        
    • düşmanın
        
    • düşmanmış
        
    Merdivenlerin ortasında Bin Laden'in oğluyla karşılaştılar o da düşman olarak görülüyordu. Open Subtitles في منتصف الدرجات واجهوا نجل بن لادن الذي تم التعامل معه كعدو
    Hiç kimse bizden daha fazla İngiltere'yi düşman belleyemez ve intikam arzusu besleyemez. Open Subtitles لا أحد لديه سبب أكبر كي يشتم انكلترا كعدو ورغبة بالإنتقام منها مثلنا
    Hizmet etmemiz engellenmişti ve yabancı olmayan düşman olarak nitelendirildik. TED تم منعنا من الخدمة في الجيش، و تم تصنيفنا كعدو غير أجنبي.
    Oswald kurbanlık koyun gibi dışarı çıkarıldı... ve bir halk düşmanı olarak temiz bir biçimde bertaraf edildi. Open Subtitles عندما أخذ أستعداده تم إحضار أوزوالد مثل أضحية و التخلص منه بشكل مناسب كعدو للشعب
    1879 Torchwood Kuruluş Sözleşmesi'nde, Hükümdarlığın düşmanı ilan edildiniz. 1879 mu? Open Subtitles لقد ذُكر اسمك في الواقع في ميثاق تأسييس تورشوود عام 1879 كعدو للمملكة
    Onlar düşmanın.. -Merkezi sinir sistemi gibi. Open Subtitles ...ـ أجل، إنها تتصرف كعدو ـ إنها تمثل جهازه العصبي المركزي
    Onu düşman gibi görmekten ziyade, bir teslimiyet olarak düşünmeli... Open Subtitles بدلا من التفكير به كعدو يجب أن يتم أخضاعه
    Yabancı uyruklu olduğundan ve federal bir ajanın öldürülmesinde şüpheli konumunda olduğundan, düşman savaşcısı olarak da tasnif edilebilirsin. Open Subtitles بسبب إنك مواطن أجنبي وإنك مُشتبه في قتل عميل فيدرالي أنت مُصنف كعدو
    Yani ruhsatlı bir silahınız varsa bir sıkıyönetim halinde hükümet tarafından düşman olarak hedef alınacaksınız. Open Subtitles إذا ملكت سلاح مرخص ستكون في الواقع هدفاً كعدو من قبل حكومتك كما هو الحال أثناء فرض الأحكام العرفية
    Sanırım Alicia'ya serbest ajan olarak davranmamız gerekirken bir düşman gibi davrandık. Open Subtitles أعتقد أننا علاج أليسيا كعدو عندما يتعين علينا أن علاج لها مثل صفقة انتقال حر.
    Her ne kadar, politik ve taktiksel nedenlerden, Başkan, İslam düşman değildir demekte gayet iyi olmuş olmasına rağmen, yinede, savaşa girmiş birisinin, karşı tarafı düşman olarak görmesi doğaldır. TED ورغماً عن ذلك، لأسباب سياسية تكتيكية، كان الرئيس جيد ، جيد جداً عندما قال أن الإسلام ليس العدو، ومع ذلك، من الطبيعي أن تندفع مرة واحدة عند دخول الحرب لتفكر في الجانب الآخر كعدو.
    Sizi ben davet etmedim. Siz, bir düşman gibi, beni yok etmek için geldiniz. Open Subtitles لم أدعوك إلى هنا أتيت كعدو لتدميرى
    Müttefik olarak, düşman olarak ve daima bir dost olarak. Open Subtitles كحليف , كعدو وعلى الدوام كان صديق
    Onu arkadaş olarak özlüyorum, ama bir düşman olarak daha çok özlüyorum. Open Subtitles اشتاق له كصديق ، لكن اشتاق له أكثر كعدو
    Taraf değiştirip, amacını öldürebildiğin kadar Amerikan öldürmek diye belirleyip devletin düşmanı değilmiş gibi davranılmayı bekleyemezsin. Open Subtitles ليس بقدورك تبديل الفِرق و تصرح بنيتك بقتل ما يمكنك من الأمريكيين ثم لا تتوقع أن تُعتبر كعدو للدولة
    Bunlar mutluluk düşmanı olarak acısını tespit ve bir sorun olarak keder karşılaşan oldu herkes, Open Subtitles لذا عرّفت الحزن كعدو للسعادة وأي شخص يصاب بالحزن يعتبر مشكلة
    Şu an devlet düşmanı sınıfına alındın. Open Subtitles تم تصنيفك الأن كعدو للولايات أس
    - Beni düşmanı olarak gördüğü açık. Open Subtitles حسنًا,من الواضح أنه يعتبرني كعدو
    Umarım beni sadece düşmanın olarak hatırlamazsın, Gothia'lı. Open Subtitles أتمنى ألا تتذكرني فقط كعدو يا"جوثي"
    düşmanın olmamı istemezsin. Open Subtitles انت لاتريدينني كعدو لك
    Bir teröristmiş gibi tutuklanıyorsunuz, bir düşmanmış gibi işlem göreceksiniz. Open Subtitles نلقى القبض عليك كأرهابى سنعاملك كعدو مقاتل ليس لك الحق فى التزام الصمت

    Les mots et expressions les plus fréquents

    Arabe-Turc: 10k, 20k, plus | Turc-Arabe: 10k, 20k, plus