| Adam yüzmeye gidince, oğullarım ve ben adamın tüm eşyalarını alıp okyanusa atmıştık. | Open Subtitles | عندما ذهب للسباحة، أخذت أنا وأبنائي كل أغراضه وألقينا بها في المحيط. |
| Gates salıverilince, tüm eşyalarını, yakın dostu Jerry Tyson'a vermiş. | Open Subtitles | عندما أفرج عن (غيتس) ، أعطى كل أغراضه لـ(جيري تايسون) ، وهو زميل في الزنزانة |
| Tommy tüm eşyalarını almış. | Open Subtitles | تومي أخذ كل أغراضه |
| Sonra tüm eşyalarını satmaya başladı. | Open Subtitles | بدأ في بيع كل أغراضه |
| Kalan eşyalarıyla birlikte o da senindir. | Open Subtitles | -بالطبع لا -إنّه لكِ، رفقة كل أغراضه |
| Kalan eşyalarıyla birlikte o da senindir. | Open Subtitles | -بالطبع لا -إنّه لكِ، رفقة كل أغراضه |