| Ama kimseyle buluşamam çünkü sen her an benimle bulunmak durumundasın. | Open Subtitles | لكني لا أستطيع الخروج لأنك يجب أن تصحبني في كل دقيقة. |
| Hayır gitme.Senden ayrı geçen her an bin yıl sürer. | Open Subtitles | لا البقاء بعيدة عنك كل دقيقة فيه تساوي الف سنة |
| Onu incitip... özür dilemediğim her dakika için ondan af diliyorum. | Open Subtitles | مغفرة عن كل دقيقة أغضبتها فيها ولم أحاول حتى ان أرضيها |
| Spor düşkünü, her saniye sporculara takıntılı ve öyle olmayanlara artistik yaparak geçinen tipler. | Open Subtitles | أولئك العاهرات الرياضيات الذكيات اللاتي يقضين كل دقيقة بالهوس في الألعاب الرياضية ويتصرفون بتعالي مع منهم خلافهم. |
| Bu 4 günün her dakikasını istiyorum. | Open Subtitles | أرغب أن أستغل كل دقيقة خلال هذه الأيام الأربعة |
| her an kaçacakmış gibi duruyor. | Open Subtitles | أنت لن. يجب أن يكون على الذهاب في كل دقيقة. |
| Jason'a dikkat edilmeliydi! her an! O... | Open Subtitles | جيسون كان يجب يتم مراقبته كل دقيقة لقد كان.. |
| P.T. Barnum haklıymış. "her an bir gerzek doğuyor." | Open Subtitles | بارنوم كَانتْ صحيحةَ بقولها بأن كل دقيقة يولد مغفل جديد |
| Leonard Adkins, daha sıcak bir iklimden her an ısınan bir gelişmeyi bildiriyor. | Open Subtitles | ليونارد ادكينز في مناخ أدفى في قصة تزداد سخونة كل دقيقة |
| Ama doğru değil, büyükanne! Beni her an özlüyor. | Open Subtitles | لكن هذا لم يحدث ، جدتي إنها تفتقدني كل دقيقة |
| Seni düşündüm, her gün, her saat, her dakika, burada bulunduğum sürece. | Open Subtitles | لقد فكرت فيكِ كليوم، كل ساعة ، كل دقيقة ، قضيتها هنا. |
| Ajan Rossi, benimle harcadığınız her dakika kızın onunla geçirdiği bir dakikadır. | Open Subtitles | ايها العميل روسي,كل دقيقة تمضيها معي هي دقيقة اخرى تمضيها هي معه |
| Peregus Malister vahşi bir işkenceci. Thane ölene ya da kaçana kadar her saniye feci acılar çekecek. | Open Subtitles | بيرغوس ماليستر سىء السمعة وحشي وفاسد وثاين سوف يعاني بشدة كل دقيقة |
| Bildiğim şey şu ki, harekete geçmediğimiz her saniye insanlığın sonu yaklaşıyor. | Open Subtitles | ما أعلمه هو أن كل دقيقة تمضي ولا نقوم بالتصرف تخاطر بنهاية البشرية |
| Bu yüzden bizim iyi tebaamız George F Babbitt, radyodaki zamanın her dakikasını ödemeyi kabul ediyor. | Open Subtitles | لذا مواطننا القائد الجيد جورج ف. بابيت قد وافق بلطف لدفع مقابل كل دقيقة من وقت الراديو التي نستخدمها |
| - İzleme cihazı. Günün her anı nerede olduğunu bileceğim. | Open Subtitles | انا سأعرف اين ستكون في كل دقيقة في كل يوم |
| Anlamamış gibi davranmamın nedeni, bunun her anını görmen içindi. | Open Subtitles | ذلك شيء رائع، لأنني أريدك أن ترى كل دقيقة من هذا |
| Sadece seninle birlikte geçirdiğim Her anın, hayatımın en güzel anı olduğu bilgisi. | Open Subtitles | فقط لإخبارك أن كل دقيقة أمضيها معك تكون أفضل دقيقة في حياتي |
| - İşte bu yüzden anlamıyorsun. Senin bir şekilde görmediğin şeyler. Günün her anında, bu dükkânın her köşesinde olan şeyler sana göre imkânsızdı. | Open Subtitles | هذا ما لا تفهمه , ما فاتك بطريقة ما كل دقيقة من كل يوم في كل زاوية بالمتجر |
| her dakikamı bir yüzyıla çevirirdim, her anımı değerlendirirdim. | Open Subtitles | كنت لإحول كل دقيقة إلى قرن من الزمن لن أضيع لحظة أبدا |
| Her günün her dakikası Her saniyesi. | Open Subtitles | كل ثانِية في كل دقيقة في كل يوم |
| Her geçen dakika her şeyi değiştirmek için bir fırsattır. | Open Subtitles | ان كل دقيقة تمضي فرصة ثانية لتغيير كل شيء |
| Düzenli olarak antrenman yapıyorduk ve ben her dakikasından nefret ediyordum. | Open Subtitles | تمرّنا باستمرار وكنت أكره كل دقيقة من هذا |
| Geçen her dakikayı düşmanınız tekrar organize olup güçlenmek için kullanabilir. | Open Subtitles | كل دقيقة تذهب هي دقيقة اخرة اعدائك يستخدمونها ليتمركزو ويكونو اقوى |
| Sana ihtiyacım olacak her günün her dakikasının her saniyesinde. | Open Subtitles | سأحتاجكِ في كل ثانية من كل دقيقة في كل يوم. |
| Her günün her dakikası katlandığım acı hakkında bir şeyler biliyorsun artık. | Open Subtitles | الآن تعلمين شيئاً عن المعاناة التي تحملتها كل دقيقة من كل يوم. |