Gerçekten hayatta istediği her şeyi yaptı. | Open Subtitles | لقد فعلت حقا كل ما أرادته في الحياة |
İstediği her şeyi elde etti. | Open Subtitles | لقد حصلت على كل ما أرادته |
DYAD'in istediği her şeyi. | Open Subtitles | كل ما أرادته "دياد". |
Tüm istediği seni etkilemekti, biliyorsun. | Open Subtitles | كل ما أرادته في حياتها هو إبهارك |
Kardeşimin tek istediği şarkı sözü yazmak ve şarkıcı olmaktı. | Open Subtitles | كل ما أرادته أختي هو أن تكتب الأغاني وتصير مغنية |
Clark, Lana'nın bütün istediği ona karşı dürüst olman. | Open Subtitles | كلارك كل ما أرادته لانا منك هو أن تكون صريحاً معها |
DYAD'in istediği her şeyi. | Open Subtitles | كل ما أرادته "دياد". |
Tüm istediği bana zarar vermekti. | Open Subtitles | كل ما أرادته كان أن تؤذيني. |
Ama onun tek istediği biraz özgürlük. | Open Subtitles | لكن ليس هذا هو السبب. كل ما أرادته هو من الحرَية الجنسيَة |
Günün sonunda tek istediği o kız için doğru olanı yapmaktı. | Open Subtitles | في نهاية المطاف، كل ما أرادته كان صالح فتاتها الصغيرة. |
Onun bütün istediği aşktı. | Open Subtitles | كان الحب هو كل ما أرادته |