Mesela arkadaşımız "Kedim Söylediğim her şeyi anlıyor." | TED | مثل صديق يخبرنا: "قطتي تفهم كل ما أقول." |
Söylediğim her şeyi yapmak zorunda değilsin. | Open Subtitles | كنت دون وأبوس]؛ ر لها أن تفعل كل ما أقول. |
Söylediğim her şeyi yapacak zeki bir kuklam var. | Open Subtitles | لدي شخصية رائعة ستفعل كل ما أقول |
Tüm söylediğim, şimdi tamamen yeni bir kariyere sahip olduğun. | Open Subtitles | كل ما أقول هو أن لديكِ مهنة جديدة الآن |
Umarım Joey'e sigara dumansız bir ortam sağlıyorsundur, tüm dediğim bu. | Open Subtitles | أنا فقط أتمنى بأنك تزود بيئة خالية من الدخان لـ جوي، هذا كل ما أقول. |
İnsanlar ukala olduğumu, kimileri temiz bir dayak yemem gerektiğini kimileri çok konuştuğumu söylüyor ama her söylediğimi doğruluyorum. | Open Subtitles | الناس لا أقول إنني مغرور ، البعض يقول انا بحاجة الى whuppin جيدة '، يقول البعض أن أتحدث كثيرا ، ولكن كل ما أقول ، أنا على استعداد لإجراء نسخ احتياطي. |
- Tüm söylemek istediğim o beyaz adam ben oraya gittiğimde çoktan ölmüştü. | Open Subtitles | كل ما أقول أن الرجل الابيض كان ميت عندما وصلت هناك |
Tek söylemeye çalıştığım senin kim olduğunu anlıyorum. | Open Subtitles | كل ما أقول أنني أفهم من أنت |
Söylediğim her şeyi doğrulayabilir. | Open Subtitles | يمكنه دعم كل ما أقول |
Benim tüm dediğim, onun gibi zengin bir adamın şehri meşaleye çevirmeye yetecek miktarda | Open Subtitles | كل ما أقول بأن رجل غني مثل روبرت مورهاوس يمكنه أن يهرب |
her söylediğimi dinliyorlar. | Open Subtitles | استمعوا إلى كل ما أقول. |
söylemek istediğim tek şey bu günlerde bir şüpheli gibi göründüğünüz... ve departman bile dava açtı. | Open Subtitles | كل ما أقول هو انك هذه الأيام تنظر إلى المشتبه به بطريقة خاطئة... وتتم مقاضاة القسم |
Tek söylemeye çalıştığım; aramızda bir şeyler var. | Open Subtitles | كل ما أقول هو أنه يوجد شئ هنا |