belirttiğim gibi, önyargılarımız yüzünden değişim çok zor olabilir. | TED | كما ذكرت من قبل، إعادة التهيئة قد تمثّل تحدياً نتيجة لتحيّزنا المسبق. |
Daha önce de belirttiğim gibi nüfusun yoğun olduğu bir yere varır varmaz tedavinin yeni bulaşıcı türünü taşıyan herkes yakın temas ile tedaviyi yayabilecek. | Open Subtitles | كما ذكرت من قبل بأقرب وقت نهبط فيه بأمان في منطقة مكتظة بالسكان أي شخص يحمل الإصدار الجديد المعدِ |
Bu, biraz önce gösterdiğim yaralanmada kullandığımız ağız koruyucunun sağladığı bilgileri kullanan bir simülasyon. Gördüğünüz, beynin sağ ön kesitinin belirttiğim gibi eğilip bükülürkenki hâli. | TED | تعدّ هذه محاكاة تستخدم البيانات من واقي الفم للإصابة التي أريتكم لها، وما ترونه هو الدماغ -- هذا مقطع عرضي للمقدمة يوضح إلتواء وإنثناء الدماغ كما ذكرت من قبل. |
- Daha önceden de belirttiğim gibi, | Open Subtitles | كما ذكرت من قبل |
Daha önce belirttiğim gibi, | Open Subtitles | العمل الذي، كما ذكرت من قبل، |