Dikkatli dinleyin, sözlerim herhangi bir televizyon programı kadar açık ve net olacak. | Open Subtitles | ..استمعوا بعناية، فكلماتي ستتشكل كصور واضحة كوضوح برامج التلفزيون |
Tanrının bize olan sevgisinin gün ışığı kadar açık ve net olduğu ve her an üzerimize parladığını bilmektir. | Open Subtitles | .. معرفة حبّ الله لنا .. واضحة كوضوح الشمس التي تشرق دائماً |
Az önce anlattığım gibi, kıyamet günü hikayesi kadar net yaz sonra tersine çevirip sonuna gülen yüz koy. | Open Subtitles | أنظر، إجعل الأمر واضح كوضوح سيناريو العالم الذي وصفته لك للتو، لكن من بعد هذا اقلب الأمر و اصنع منه وجه مبتسم |
Bir gün bu cevaplar Dünya'nın Güneş'in yörüngesinde olması kadar açık gelebilir veya belki de kaplumbağa kulesi kadar saçma. | Open Subtitles | لعل يوماً ما تكون هذه الإجابات واضحة لنا كوضوح دوران الأرض حول الشمس أو سخيفة كسخف برج من السلاحف |
Hepimiz gayet net gördük. | Open Subtitles | جميعنا رأيناه كوضوح النهار |
Onu gündüzmüş gibi net görüyordum! | Open Subtitles | اني أرآه كوضوح النهار |
Onu gündüzmüş gibi net görüyordum! | Open Subtitles | اني أرآه كوضوح النهار |
Yüzünden burnun kadar net bir şekilde belli oluyor. | Open Subtitles | لارك) عمل معك) هذا واضح لي كوضوح أنفك |
- Gayet net. - Tamam. | Open Subtitles | واضح كوضوح النهار - حسنا - |
Çok net. | Open Subtitles | كوضوح البلور. |
Bu, boynundaki şu zımbırtı kadar açık. | Open Subtitles | انها واضحة كوضوح تلك البثرة على رقبتكِ |
Kendime dedim ki, " Bugün şahit olduğum şey, olabileceği kadar açık, güçlü ve inanabileceğim kadar doğru olabilir, ancak beklemeli. | Open Subtitles | قلت لنفسي، "كوضوح هذا الأمر ...كفعالية هذا الشعور كصدق هذا الشيء الذي أعتقد ... أني شهدته اليوم، لابد من الإنتظار |
Vera Herbert'in dudağındaki uçuk kadar açık. | Open Subtitles | كوضوح القرحة الباردة على وجه (فيرا هربرت) |
Gün kadar açık, her şey ortada. | Open Subtitles | واضح كوضوح النار، أبيض وأسود. |
"Tanrı'nın sevgisi günışığı kadar açık ve nettir." | Open Subtitles | " حبّ الله واضح كوضوح الشمس " |