| Bütün yol boyunca onu aramak için telefona uzanmaya devam ettim | Open Subtitles | طوال طريقي إلى هنا كنت أحاول أن أجد هاتفاً لأتصل بها |
| Pekâlâ, tamam. Dışarıya aramak için hangi numarayla hat alıyoruz? | Open Subtitles | حسناً إنتظر، إنتظر ما الرقم الذي علي ضغطه لأتصل بالخارج |
| Doktorumu aramaya vaktim yok. O ilaçlara şimdi ihtiyacım var. | Open Subtitles | ليس لدي الوقت لأتصل بطبيبي أحتاج إلى هذه الحبوب الأن |
| Efendim, gerekli olduğunu düşünmesem sizi aramazdım. | Open Subtitles | سيدى, لم أكن لأتصل لولا إعتقادى أن هذا ضرورى |
| Beni sizi aramam için yolladı, böylece onlar kaçamadan birşeyler yapabilirsiniz. | Open Subtitles | وقد أرسلنى لأتصل بكم لتفعلوا شيئاً وقبل أن يهربوا. |
| Hastaneyi arardım ama şu an pek açıklanabilir bir durumda değil. | Open Subtitles | ...وكنت لأتصل بمستشفى لكنه ليس بحالة ...يمكن تفسيرها في الوقت الحالي |
| Hayır, o pek "aman hemen arayayım" diyeceğin türden bir arkadaş sayılmaz. | Open Subtitles | لا، أنه ليس صديق مقرب لأتصل به على الفور |
| Ben iyiyim, sadece şu sıralar evi arayamayacak kadar meşgulüm. | Open Subtitles | أنا بخير. لكن مشغـولة للغاية، ولا وقت لديّ لأتصل بالمنزل. |
| Yapma, annemi aramak için bir bahanem olması mı lazım? | Open Subtitles | لستُ بحاجة إلى عذر لأتصل بوالدتي، أليس كذلك؟ |
| Emlakçıyı aramak için telefonunuzu kullanabilir miyim? | Open Subtitles | هل يمكنني أستخدام الهاتف لأتصل بسمسار حقيقي؟ |
| Beni eve sokmadı. Ben de seni aramak için telefona koştum. | Open Subtitles | .لقد أخرجني من المنزل وأغلق الباب .و حضرت للهاتف العمومي لأتصل بك |
| Saat gece 2:00 idi ben de cenaze işi için sabah aramaya karar verdim. | Open Subtitles | ،كان هذا في الساعة الثانية صباحاً لذلك قررت الإنتظار حتى الصباح لأتصل بدار الجنائز |
| 911'i aramaya gittim ve döndüğümde o gitmişti. | Open Subtitles | ذهبتُ لأتصل بالطوارئ وعندما عدت كان قد رحل |
| - Başka şansım olsa seni aramazdım. | Open Subtitles | تعلم أني ماكنت لأتصل بك ان كنت أملك خياراً آخر |
| Tamamen çaresiz olmasam seni aramazdım. | Open Subtitles | لم أكن لأتصل بك إلا إذا كنتُ يائسة تماماً. |
| Seni aramam gerektiği dürtüsü gibi sonra tüm bu şeyler ortaya çıktı. | Open Subtitles | مثل كَانَ لدي هذا الحافزِ الغريب لأتصل بك، وبعد ذلك كُلّ هذه الاشياء حدثت ... |
| Şimdi de arardım ama, muhtemelen 'Mummenschanz'da bir gece şovu izliyorlardır. | Open Subtitles | كدت لأتصل بهما الآن, ولكنهما على الأرجح فى عرض منتصف الليل لـ"مومينشانز" |
| First Lady'yi mi arayayım? | Open Subtitles | هل هناك حاجة لأتصل بالسيدة الأولى؟ |
| Ben iyiyim, sadece şu sıralar evi arayamayacak kadar meşgulüm. | Open Subtitles | أنا بخير. لكن مشغـولة للغاية، ولا وقت لديّ لأتصل بالمنزل. |
| iyi onu arayıp tamam diyeceğim. | Open Subtitles | .. جيد سوف أذهب لأتصل بها وأخبرها أنك وافقت |
| Ne yaptığını öğrenmek için her 15 dakikada durur, Joon'u ararım. | Open Subtitles | أجل حقاً , وسأتوقف كل 15 دقيقة عند هاتف لأتصل بجوون واطمئن عليها |
| Polisi arayacaktım ama biliyorsun burada hiç telefon yok. | Open Subtitles | كنت لأتصل بالشرطة لكن، أنت تعلم لايوجد هواتف هنا |
| Kullanıcı'mla bağlantı kurmaya geldim. | Open Subtitles | لقد جئت لأتصل بالمستخدم الخاص بي |
| Tamam, ama sana ulaşabileceğim bir telefon numarası ver. | Open Subtitles | حسنا , لكن أعطينى رقم الهاتف لأتصل بك |
| Bu kadar geç saatte aradığım için özür dilerim, ...ama kimi arayacağımı bilemedim. | Open Subtitles | أنا آسفة لإتصالي بك متأخراً، ولكني لا أعرف شخصاً آخر لأتصل به. |