Yaratıcı, ailesine yapmış olduğum şeyleri telafi etmem için, onu bana gönderdi. | Open Subtitles | الرب أرسلني لاخذها من دار الايتام لأكفر عما فعلته بعائلتها |
Hatalarımı affettirmek için daha ne yapabilirim, bilmiyorum. | Open Subtitles | لا أعرف ماذا يمكنني أن أفعل لأكفر عن ذنبي |
Sanırım bu geçmiş hatalarımın bedelini ödemem için bir ödül. | Open Subtitles | اعتقد انه الثمن الذي علي أن أدفعه لأكفر عن أخطائي السابقة |
Moe, son 20 yıldır takındığım rezil tavılar için özür dilemeye geldim. | Open Subtitles | (مو) ، أتيت هنا لأكفر عن سلوكي المشين في الـ20 عاماً الماضية |
Olmamış olması için her şeyi verirdim. | Open Subtitles | أنا مستعد لفعل أي شيء لأكفر عن ذلك |
Sana kendimi affettirmek için her şeyi yapacağım, söz veriyorum. | Open Subtitles | و سأفعل أي شئ لأكفر عما حدث , أعدك |
Bunu geçmişteki hatalarımı düzeltmek için bir şans olarak gördüm. | Open Subtitles | رأيتها كفرصة لأكفر عن أخطائي السابقة |
Suçumun cezasını çekmek için geri döneceğim. | Open Subtitles | سوف أعود لأكفر عن جريمتي |
Dökmüş olduğum kanın kefaretini ödemem için. | Open Subtitles | لأكفر عن الدم الذي أرقته |
Buraya kefaret ödemek için geldim. | Open Subtitles | لقد أتيت لأكفر عن ذنوبي |
Clark, bu günahlarımı bağışlatmak için son şansım. | Open Subtitles | (كلارك)، هذه فرصتي الأخير لأكفر عن ذنوبي |
Suçlarımın cezasını çekmek için günahlarımın üstesinden gelmek ve tutkularımı bastırmak için... bana güç ver, sevgili Tanrım. | Open Subtitles | أعطني القوة، يا إلهى العزيز ... لأكفر عن جرائمى... . |