Efendim benim hastalarımın rahatsız edici derecede fazla olan ölüm oranlarıyla ilgili bir açıklama yapabilir miyim? | Open Subtitles | سيدي، هل يمكن أن أنتهز هذه الفرصه لأوضح سبب ارتفاع معدل الوفيات لدي... ؟ |
Bana açıklama şansı verirsen? | Open Subtitles | إذا أعطيتني الفرصة فقط لأوضح لك؟ |
- 5000 tane sebepleri var. Lütfen daha fazla açıklamam gerekmediğini söyle. | Open Subtitles | لديهم أسباب عديدة للكذب عليك قل لي أنني لست بحاجة لأوضح لك الأسباب. |
açıklamam için bir fırsat ver. Lütfen yine kaçayım deme. | Open Subtitles | اعطنى فرصة فقط لأوضح لك من فضلك لا تبتعد عنى مجددا |
Sonra işten atılma sebebimi açıklamak için SGK'ya da bir saat geç kaldım. | Open Subtitles | وثم تأخرت ساعة عن مكتب الخدمات الأجتماعية لأوضح سبب فقداني العمل. |
Her zaman bir nedenim vardır. açıklamak zorunda değilim. | Open Subtitles | دائما لدي أسبابي لست مطرا لأوضح لك |
Sana gerçekleri anlatmak için silahsız gelip, barış getirdim, Büyük Reis. | Open Subtitles | أنا جئت لك غير مسلح. ومسالم لأوضح لك الأمر يا ساشيم |
Yarın haberlere çıkıp hükmü jüri olmayanlara açıklayacak mıyım? | Open Subtitles | وسأكون في الأخبار غدا لأوضح التفاصيل لغير المحلفين العلمانيين ؟ |
Sizlere daha da başka ortamlar göstermek için vaktim var mı bilmiyorum. | TED | أنا لست متأكدًا إذا ما كان لدي وقت لأوضح لكم بيئات أخرى |
Ama açıklamam gerekirse, bana öyle söylenmişti. | Open Subtitles | ولكن لأوضح موقفي، لقد قيل لي... |
En azından açıklamam için bir dakika ver bana. Neyi açıklayacaksın? | Open Subtitles | -على الأقل امنحيني لحظات لأوضح الأمر |
Umarım bana açıklamam için bir şans verirsin. | Open Subtitles | "أتمنى أن تعطيني فرصة لأوضح لك". |
Evet. Onunla neden konuşmadığımı açıklamak için. | Open Subtitles | نعم، لأوضح لها لماذا لا أتحدث معها |
Sadece durumu açıklamak için giriyorum. | Open Subtitles | فقط مجيئ داخل إلى لأوضح الأشياء إليك |
Onunla konuşup olanları açıklamak istiyorum. | Open Subtitles | فقط أردت التحدث معها لأوضح ما حدث |
Saatler ve günler sürebilecek bir şeyi anlatmak için sadece 18 dakikam var. | TED | لدي ثماني عشرة دقيقة فحسب لأوضح شيئًا ما دام لساعات وأيام، لذا فمن الأفضل لي أن أبدأ. |
Marie bunu sadece bir şey anlatmak için giydim. | Open Subtitles | ماري . انا ارتديت هذا الرداء لأوضح وجهة نظري |
Charlie, Amerika vatandaşlarına neden bir süreliğine elektriksiz kalacaklarını açıklayacak bir konuşmaya ihtiyacım var. | Open Subtitles | "تشارلي" ، أحتاج خطابا ً لأوضح للشعب الأمريكي بأنه شيء جيد أن يكونوا بدون طاقة كهربائية لفترة زمنية غير معلنة |
Sadece insanlara senin nerelerde olduğunu açıklayacak kibarca bir kurgu. | Open Subtitles | لأوضح للجميع أين كنت |
Ama minnettarlığımı göstermek için, sana yeni bir silah getirdim. | Open Subtitles | . لكن لأوضح أمتنانى لك , جلبت لك سلاح جديد |